genel

Mimar Sinan dedikodu hikayesi ile iletişim üzerine II

Bu blogda iş hayatından örnekleyerek etkili iletişim üzerine yazdığım bu yazı, benim kendimce en beğendiğim, en favori yazılarımdan biridir.

Fabrika Müdürlüğü kariyerimde kendimi en güçlü hissettiğim, gerçekten çok iyi / hedefli / güçlü bir ekibe liderlik ettiğim, ekip arkadaşlarım ile birlikte harika başarılar çıkardığımız, birbirinin başarısından haz duyan muhteşem insanlar ile birlikte olduğum bir dönemde yazılmış,  iletişim deniz – derya konusunda kendimce bir “olgunlaşma” döneminin ifadesi olan bir yazıdır.

Her zaman çevremde böyle harika insanlar oldu, şükür ki şimdi de var bu insanlar. Varlıklarına minnettarım.

 O zaman söylemişim, şimdi de aynısını söylerim, ben bu iletişim deniz-derya konusunda hala “öğrenciyim”

Hayatın kendisi,  sürekli bir öğrencilik durumu değil mi ki?

Bence öyle.

Hiç öyle iddialı, ben şöyleyim, ben böyleyim, ben “oldum” falan demem.

Ve hayatın içinde, yolculuk sırasında,  bazen burada yazdığım düsturların dışına çıktığım veya “egonun esiri” olduğum da belki söylenebilir. Her etten kemikten insan gibi!

Öte yandan, genel olarak “kendimi bilirim” – “bildiğimi düşünürüm”.

Bana aksini söyleyenler olduğunda ise, zaman zaman döner bu yazıyı okurum, raydan çıktım mı acaba? diye kendimi sorgularım.

Bazen de kariyeri gelişirken, iletişim kazalarına maruz kalmaması ve daha güçlü birer yönetici olabilmeleri için bu yazıyı beraber çalıştığım arkadaşlarıma da gönderdiğim olmuştur. 

Geçen hafta bu konuda benden çok daha deneyimli, çok daha ileride, çok değerli bir saha liderinden Mimar Sinan’ın Selimiye Cami hikayesini dinleyince çıktı bu yazı.

Rivayet çok meşhurmuş ama benim de bunu yeni öğreneceğim varmış demek ki.

Mimar Sinan “ustalık eserim” dediği Selimiye Cami inşaatı bittikten sonra, cami avlusunda oynayan çocuklardan birinin “bu minare eğri” sözünü duyunca hemen çocuğun yanına gidip, “hangi minare eğri bir göstersene” demiş. Çocuk da eliyle işaret edip söyleyince, Mimar Sinan hemen ustalarını çağırmış, bir halat getirtmiş,  minarenin üstünden aşağıya sarkıtıp, çocuğa “söyle bakalım ne tarafa çeksinler” diyerek sağa – sola halatı oynattırmış. Sonra çocuğa sormuş. “Oldu mu şimdi?” Çocuk da “işte şimdi oldu” demiş.

Mimar Sinan, olan bitenden hiçbir şey anlamayan ustalarına:

“Bu küçük çocuğun kafasındaki minarenin eğriliğini düzeltmeseydik, çocuk caminin yanından her geçerken güzelliğini göremezdi. Kafasındaki minarenin eğriliğine takılırdı. Önlem alınmazsa, dedikodular aslı astarı olmasa bile iz bırakırlar”

Diyerek müthiş bir iletişim dersi vermiş.

Dedikodu bir zehir, ben eski yazımda sonlara doğru yazmışım, madde 8. Uzak durun, en çok sahibine zarar veren negatif bir enerjidir ama başkaları için de yıkıcıdır, hiç bir yapıcı sonucunu göremezsiniz. Bulunduğunuz ortamda dedikodu yapanlardan derhal uzaklaşmak kendiniz için yapabileceğiniz en önemli tavsiyemdir.

Öte yandan bu eski yazımı bana tekrar hatırlatan bir başka söz daha var ki, benim için çok anlamlıdır, çok değerlidir. Madde 3’te geçer, hayat dersidir, tekrar not etmekte fayda var:

Fısıltılara kulak verirsen çığlıkları duymak zorunda kalmazsın”.

Dedikodu fısıltısından bahsetmiyoruz tabi ki!

“Gürültü yapıyor” gibi düşündüklerin sana çok şey anlatmaya çalışıyor olabilir.

İyi bir yönetici bu fısıltıları dinlemeli, önemsemeli ve daha büyük sorunlara sebep olmadan hızla tedbir almalıdır.

genel

Sözler Altın

Ağızdan çıkan her bir kelime aslında evren ile yapmış olduğumuz bir “anlaşma”. Bu yüzden öyle “çarçur” edilemez, etmemeli.

Özensizce sarf ettiğin bir kelime, bir bakarsın kaderin haline dönüşmüş.

Sürekli olumsuz konuşan, negatif bir tavırda olan, “kötüyüm, rahatsızım, kendimi iyi hissetmiyorum” diyen birinin durumunun aynen ifade ettiği şekilde gerçekleşeceğine emin olabilirsiniz.

İster kabul edin, ister etmeyin, asıl karar verici “patron” her zaman bilinçli beynimiz değil, çoğunlukla bilinçaltımızda neyi barındırıp, beslediklerimiz.

Diğer taraftan, negatif söylem ve tavır içinde olmanın aksine, sürekli olumlu, pozitif ifadeleri seçen, buna özen gösteren kişinin ruh halinin ve genel modunun daha yüksek olacağını da size garanti edebilirim. Yaydığı pozitif titreşim ile kendisi ile aynı frekanstaki olumlu kişi, olay veya yeni gelişmeleri “daha çok” hayatına çekeceği kesin.

2020’yi kayıp bir yıl haline getiren Corona salgını sebebiyle, birçok kişi maddi kayıplar yaşarken, birçok kişi de anne, baba, kardeş, abla, ağabey gibi en değerli yakınlarını kaybetti. Maddi kayıplar eninde sonunda giderilir ancak bu manevi kayıpların yarattığı hasar, elbette ki daha ağır.

Manevi bu kayıplar ile toplum olarak içinde olduğumuz psikoloji, doğal olarak kolay yönetilebilecek, hemen bertaraf edilebilecek gibi değil.

Ancak, unutmamalı,  hastalık direnci, en çok, düşük moda sahip olursan, yaydığın titreşim düşük olursa, sürekli negatif tavır ve düşüncede olursan, ağzından çıkan sözlere dikkat etmezsen düşer.

O yüzden; salgın döneminde tabi ki öncelikle fiziksel tedbirlere dikkat et,  bunun üzerine de olumlu kal, olumlu düşün, kendine sarf ettiğin sözlere dikkat et, altınları çöpe atma. Altın çok değerli 🙂

Dilerim 2021 hepimizin en muhteşem yılı olsun.

Sağlıklı kal.

genel

Runatolia 2018’de Antalya ODTÜ Mezunlar Derneği adına koşuyorum

Tıkla, sen de destek ol

Değerli büyüklerim, sevgili dostlarım;

Koşmak…

Özgürlüğe, sağlığa, iç huzura.

Bu sene, en sevdiğim eylemlerden biri olan koşuyu güzel bir amaçla birleştirme imkanı buldum.

4 Mart tarihinde düzenlenecek Runatolia Maratonunda ODTÜ ANTALYA MEZUNLAR DERNEĞİ çatısı altında koşuyoruz. Amacımız başta ODTÜ öğrencileri ve ODTÜ Antalya Gençlik Parkı’nda ücretsiz eğitim alan liseli gençlerimiz olmak üzere eğitimimize burs fonu yaratarak destek vermek. Bu fonu sizlerin desteği ile ciddi bir noktaya getirmek için benimle birlikte olmanızı rica ediyorum. Aşağıdaki linke tıklayarak ve sadece 30 saniyenizi ayırarak benim sizlerin katkıları ile oluşturacağım destek sayfamı açarak maddi destek verebilirsiniz.

Umut için, sevgi için ve barış için hemen şimdi başlatın desteğinizi.

Buraya tıklayın ve hemen bağış yapın.

Az ya da çok, maddi destekleriniz gençlerimizin eğitimine katkı sağlayacak.

Gençlik Parkı projesi nedir ve ne amaçlamaktadır?

Kısa youtube videosunu (4,5 dakika) aşağıdan izleyebilirsiniz

Kredi kartınızın ve gönlünüzün limitlerine güveniyorum 🙂

Kampanya sayfam: https://fonzip.com/odtuantalya/kampanya/runatolia-da-odtu-mezunlari-dernegi-antalya-adina-kosuyorum

Sevgi ve saygılarımla.

genel

Aradığın şey İstanbul’da değil dostum!


Antalya’da.

Bu sloganı daha önce çeşitli kereler kullanmıştım.  Blogu ve/veya beni sosyal medyadan takip eden dostlarım hatırlarlar.

Eşim Azize ile uzun yıllardır hayalimiz olan bu konu “bir hayal” olarak kalmasın dedik ve başlama kararı verdik.  Antalya’da tanışıp yakın dost olduğumuz, kocaman yürekli, kalbi ve kendisi güzel, etkili çevresi ile tüm dostlarınca sevilen ve her zaman koşulsuzca yardıma koşan Mehtap Birlik de kurucu ekibimize dahil oldu. Azize Bek Kişisel Gelişim ve Danışmanlık Merkezi bu şekilde kuruldu.

Antalya Fener Caddesi’nde bir ofis tuttuk, zevkimize ve faaliyet alanlarımıza uygun olarak tadil edip uygun tasarımlar ile pozitif enerjili bir ofis haline getirdik.

Hedefimiz; Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen eğitimcileri ve alanlarında uzman kişileri ile onları arayanları Türkiye’mizin en güzel şehrinde buluşturmak.

Merkezimizde, farklı spiritüel alanlarda ve kişisel gelişim alanlarında uzman kişiler ile profesyonel işbirliği içerisinde çalışacağız. Bu kişiler ile alternatif yöntemler, doğal yöntemler, bilinçli beyin ya da bilinç dışı beyine yönelik çalışmalar yapılacak.

Ne için?

Kendini daha iyi hissetmek, şifalanmak için. 

Bizim amacımız bunu arayan ile, bunu sunabilen uzmanı bir araya getirip iyi hissetmeye, şifalanmaya köprü olabilmek.

Niyetimiz böyle temiz, saf, içten.

Ve başladık. 2018 başında resmi açılışımız ile yeni seneye güzel enerjilerle gireceğiz.

Faaliyetlerimizi takip etmeniz, sizin ilgi alanınızda olan bir faaliyet için size yardımcı olmak, bizi mutlu edecek.

Sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz.

Çay, kahve, pozitif enerji dolu sohbet için Antalya’daki ofisimize her zaman bekleriz.

İstanbul ile bir derdimiz yok ama metropolün stresini yaşayanların sayısı her geçen gün artıyor ya, bu sebeple Antalya’ya gelmelisin dostum 🙂

Güzel, sıcak/ılıman hava, güneş, deniz, doğa, olumlu enerji burada çünkü.

İstanbul’da kaldı mı?

e-ticaret · girişimcilik

Yine ve yeniden küllerinden doğan bir ODTÜ’lünün hikayesi: Lezzet İkizleri

Abdurrahman Çevik ağabeyi ilk kez ODTÜ Mezunlar Derneği Antalya Şubesi’nin aylık olarak düzenlediği bir yemekte tanımıştım. O da benim gibi, o akşam bu toplantıya ilk kez gelmişti ve Yıldırım Başkan’ın biz yeni gelenlere kendilerini tanıtmaları için söz verdiğinde hikayesini dinlemiştim.

Sonradan, onu tanıdıkça; ne kadar renkli, ne kadar mücadeleci, ne kadar içten olduğunu anlamak zor olmadı.

Abdurrahman Ağabey’in kısa hikayesini şöyle bir anlatayım:

ODTÜ Endüstri Mühendisliği 1980 yılı mezunu,

64 yaşında, evli, 29 yaşında bir kızı ve  2 yaşında ikizleri var,

Saltur kurucusu ve onursal başkanı, turizmde ve seyahat acenteciliği sektöründe bir çok ilke imza atmış bir turizm duayeni,

İlk kez ev yemekleri konseptini geliştirmiş bir “lokantacı”, usta bir aşçı,

En hızlı araba satışçısı, çeşitli kereler Türkiye şampiyonu, Daihatsu ciplerini İstanbul Bağdat Caddesi’ndeki bayisinde en çok satan rekortmen bayi,

Irak Erbil’de 5 yıl kalıp, İspanya’dan getirdiği inşaat malzemeleri ile Erbil’de bir çok hastane, otel ve büyük inşaatların yapımında rol alan girişimci,

Eski dolar milyoneri, birkaç defa dibe vurmuş, birkaç defa yeniden milyoner olmuş, şu an yine sıfırdan mücadeleye başlamış bir “meydan okuyucu”

Birbirimize ortaklık teklif etmekte aceleci olmadığımız için aynı ekipte olamadığımıza ikimiz de üzülsek de,  benim gibi networker, ama vaktiyle eski şirketinde benden çok daha hızlı kariyer almış,  zamanının hızlı takım kuran lideri,

Efsane hikayesi ile turizmin Maradonası!

1981’de TÜRSAB Yönetim Kuruluna seçilen en genç acentacı,

1986-1991 TÜRSAB Asya Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı ve TÜRSAB Denetim Kurulu Başkanı,

“Sene 1987, İsveçliler geldiler Antalya’ya, benden bir otel inşaatı ve işletmesi için  danışmanlık hizmeti istediler, benim istediğim parayı duyduklarında ağızları açık kaldı. Hatta onlara dedim ki;  futbolda Maradona varsa, turizmde Abdurrahman Çevik var. Bir kaç ay araştırmalarının sonunda istediğim parayı ödediler. Bu hareketim turizm camiasında, dönemin turizm bakanı ve başbakanı dahil, çok konuşulup takdir edildi.” 

Balmondoro Lezzet İkizleri

Böylesine renkli Abdurrahman Ağabey şimdilerde küçük bir işletmede tamamen doğal, katkısız, gurme badem ve fıstık ezmesi yapıp satıyor. Resimdeki çok tatlı ikizler Deniz ve Demir’den esinlenerek ismini almış  Balmondoro Lezzet İkizleri’nde. 

Lezzet İkizleri’nin geçmişinde çeşitli eşik noktaları var. Ben, nerede, nasıl dahil oldum konuya, gelin biraz da bunlara bakalım:

Üretim ilk olarak evde başladı, kişisel kontaktlar ve eski dostların desteği ile gelen siparişler evde yapıldı ve kargoya verildi. İlk ambalajlar mevcuttaki zorlu maddi olanaklar göze alındığında ürünü taze tutmakla birlikte, arzulanan düzeyde değildi.

Bayramlar, yılbaşı, sevgililer günü, anneler günü, babalar günü gibi günlerde artan siparişler ile evde üretim artık yetersiz kaldı, gıda sicili olan bir işletmeye geçmek zorunlu hal aldı. Bu kapsamda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı işletme kaydı alındı.

Siparişlerin ödemesi ile ilgili de sorunlar yaşanıyordu, banka hesabına EFT/havale yapılması suretiyle mal satılabiliyordu. Ya da elden ödeme. Başka seçenek (kredi kartı) yoktu.

2017 Haziran ayında Abdurrahman Ağabey ile konuşarak malımızı internet üzerindeki bir mağazadan da satmaya karar verdik. Benim lezzet ikizleri yolculuğum burada başladı. lezzetikizleri.com alan adını satın aldım, Zencommerce elektronik sepet programını satın alarak bu alan adı üzerine bir (başlangıç) satış sitesi yaptım. SSL sertifikası ile korunan sitede güvenli alışveriş başladı.

Bu sayede ödemelerde bir devrim yaptık!

Kredi kartı ile ödeme PayTR sanal kart entegrasyonu ile mümkün hale geldi. Ürünümüz gıda olmasa taksit bile yapabilecektik (gıda ürünleri satışında taksit uygulaması kanunen yasak)

Dış kutu iyileştirmeleri yapıldı ve “daha iyi” sayılabilecek kutulara geçildi, ancak hala bir sorun vardı, kutu içindeki ürün  “pırlanta” gibi iken dış ambalaj bu pırlantayı pek de güzel sunamıyordu.

Abdurrahman Ağabey ile kutu arayışına girdik, Beyaz Arı firmasına yepyeni, görseli harika, solda resimde görülen premium kutuları yaptırdık. Ozan Bey sağ olsun, çok yardımcı oldu bize. Sonradan öğrendik ki onun da Abdurrahman Ağabey’inkiler ile aynı yaşta ikizleri varmış 🙂 Hoş bir sürpriz oldu.

Abdurrahman Ağabey’in İstanbul’dan dostu, yakın arkadaşı, reklamcı ve gazeteci Ümit Ülker Bey’in;  Balmondoro markasına ait reklam ve tanıtım görsellerinin hazırlanması, bunların facebook sayfasında kullanılması,  ürünlerin tüketim konsept çalışmalarının yaratılması gibi reklam faaliyetlerinde her zaman desteği olduğu gibi, yeni kutu dizaynının hayata geçirilmesinde de önemli geri bildirimleri ile bize çok yardımı oldu.

Yeni kutular Abdurrahman Ağabey’in ifadesi ile Lezzet İkizleri’nde önemli bir kırılma noktasını temsil ediyordu, bunu gelecekte daha iyi anlayacağımızı birlikte hayal ettik.

Abdurrahman Ağabey’in her geçen gün yenilikçi ürün arayışı ve müşterilerden iletilen geri bildirimler sayesinde başlangıçta yalnızca badem ve Antep fıstığı ezmesi olarak 2 çeşit olarak sunulan ürünlere Türkiye’de ilk kez yapılan günkurusu kayısılı (şekersiz) badem ezmesi ve güzel Antalyamızı hatırlatması yönüyle portakallı badem ezmesi eklendi. Yepyeni gurme lezzetler olarak bu ürünleri tadan herkes tekrar tatmak istedi.

Eş zamanlı olarak, Yeme İçme İşleri‘nin yaptırdığı Pikan ceviz ezmeleri 2017 İstanbul Kahve Festivali’nde kahve severlere sunuldu ve süper geri bildirimler aldı.

Bu sayede Pikan cevizi ezmesi de çeşitlerimiz arasındaki yerini aldı.

“Benim adım Abdurrahman Çevik, ben her zaman küllerimden yeniden doğarım, sen de gel Koraycığım”

diyor Abdurrahman Ağabey,

Ben de “sakın durmayalım o halde abicim” diyorum!