Özgürlük? Evet!

it is not how good you are it is how good you want to be

Her şeyden önce, browserda gördüğünüz bu adres, yeni adresim:

koraybek nokta blog

Diğer blogumun adı da değişti. (nokta) blog alan adları satışa açıldığı gibi kişisel blogum için koraybek.blog ve finansal özgürlük yolculuğu blogum için finansalozgurluk.blog alan adlarını satın aldım ve aktif hale geçirdim.

Artık bulunması, akılda kalması, araması daha kolay bloglar olacak umarım.

Bu sıcak bilgi sonrası, şimdi bu yazımızdaki konuya geçebiliriz.

İş değişikliği yaptığımda bunu bu blogdan haber vermek bir gelenek olmuştu. Bu seferki biraz gecikti ama buradan bildirme geleneğini devam ettireyim. Son kez.

Son kez çünkü, bir daha maaşlı iş (ya da pranga) yok.

Peki ne var?

Özgürlük. Evet!

Nasılını birazdan anlatacağım ama önce son iş defterini nasıl kapattık onu kısaca anlatalım ve bu defteri gerçekten kapatalım.

Haziran 2016 sonu itibariyle işimden ayrıldım. Darbecilerle falan ilgisi yok, en azından benim bildiğim.

Hemen aklınıza öyle kötü şeyler gelmesin🙂

En başarılı, en zeki, en “ne yaptığının farkında” yönetici böyle olmasını sağladı. Ya da yetersiz, korkak, yüzüne gülüp arkandan iş çeviren sevimsiz, güvenilmez yönetici diyelim.

Sen ne taraftan bakıyorsan.

Benim maaşlı kariyerimi ancak böyle yetkin, kendine güvenen,  iletişim ve liderlik becerileri güçlü, konusunda uzman birisi bitirebilirdi. Çok şükür!

Şirketin patronunun hemen bir ay sonra bu kişiyi de görevinden alıp eski sıradan rolüne verdiğini duydum. Bunu niye yaptı bilmiyorum ama, son görüşmede ona söylediğim, “sevgili patron, yine sen daha iyi bilirsin ama; eğer senin yönetici buysa, sanırsam senin başın dertte” sözüm belki de etkili oldu!

Neyse,  son işim işte böyle bitti.

İyi ki de bitti.

Esasında bu “melek” yöneticiye artık minnet duyguları duyuyorum. Hayatımın bu noktasında farkında olmadan yaptığı şey için sevgiyle teşekkür ediyorum. Onu kalpten affediyorum, hayatında ulaşmak istediği tüm güzellikleri yaşamasını diliyorum.

Bu konuda benim “haritamda” ortaya çıkanlar böyle.

Darbe girişimi olmasa daha erken başlayabileceğim NLP Practitioner kursunda ilk öğrendiğim şey, NLP’nin temel ilkesi,

“Harita, arazinin kendisi değildir” der.

Benim haritam doğru mu peki?

Üstte söyledim ya, doğru ya da yanlış, senin nereden baktığına bağlı ama NLP bununla ilgilenmiyor ki!

Enteresan bir hal almaya başladı, doğru, devam.

Tam hakikat diye bir şey belki var, belki yok fakat, milyarlarca farklı deneyim bir o kadar farklı haritanın oluşmasını sağlarken, inanılmaz boyutta bir  “hard disk’e” yani o meşhur bilinçaltımıza  her şeyi depoladığımız ve bunların esasında tüm hayatımızı kontrol ettiği düşüncesi ne kadar değişik öyle değil mi?

Tüm soru ya da sorunlarımızın çözümü için en değerli hazine ve bilgeliğin burada olduğu ama bunun farkında olmadığımız?  Öyle ya sorunun nerede olduğunu bilsek, çözeceğiz ve sonsuza kadar kurtulacağız ama çözümü sürekli yanlış yerde ararken bu ne kadar mümkün?

Peki bir bilgisayar programını kodlarcasına, olumsuz deneyimi değiştirip olumlu bir hale dönüştürme aracı olarak NLP teknikleri gerçekten işe yarıyorsa?

İşte bilinçaltındaki bu hazineyi daha çok anlamaya yönelik bir süredir artan merak, bu tekniği öğrenme konusundaki istek, kendi amatörce deneyimlerim ile hayatımda yaşadığım olumlu değişiklikler sonrası NLP kursuna başladım.

Aralık 2016  sonunda ilk modül, NLP Practitioner bitecek.

Sonrasında ikinci modülü (Master Practitioner) de almayı hedefliyorum.

Bunun sonucunda bir NLP uzmanı, belki de çok iddialı bir sıfat ama, bir yaşam koçu unvanı ile ticari bir modelde bunu bir işe dönüştürmek hedefim de var. 1 yıldan biraz uzun süredir yaşadığımız, çok sevdiğimiz yeni şehrimiz Antalya’da.

İlk yatırımları çoktan yapmıştım, bakın bakalım nlpantalya.com ve nlp.istanbul alan adları kime ait?🙂

nlpantalya’yı anladık ama nlp.istanbul ne alaka diyeceksiniz, ona da bir projem var desem: “Aradığın şey İstanbul’da değil sevgili dostum, Antalya’ya gelmen lazım” (paketini şuradan seç)

Bu projeyi hayata geçirdiğimde bir önceki  yazımda bahsettiğim, kendi içe dönük konuşmamdaki o bölüm elbette ki kalpten gelen bir istek.

Türkiye’de ve dünyanın her yerinde, yardıma ihtiyacı olan, hayatını olumlu yönde değiştirmek isteyen, hedefleri, hayalleri olan olumlu, pozitif insanları hayatıma çekmek ve onların hayatlarını olumlu yönde değiştirip, hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmak.

Evet o güç bende var!

Sende de var sevgili dostum, kesinlikle. Belki sende daha bile çok. İnan buna.

Proje 1  bu. Ve evet, eğitimim sonrası size de yardımcı olabilirim.

Başka neler var? Gelin bakalım.

Hayatımın son 5 yıllık döneminde network marketing konusuna gönül verdim. Finansal özgürleşme yolculuğunda bunun güçlü bir araç olduğuna hep inanıyorum. Bu yolculukta kazandığım bilgi, beceri, deneyim, finansal zeka, gelişen liderlik, gelişen girişimci zihniyet, “patron gibi düşünme” becerisi benim daha zengin olmamı sağladı ve %90 – 95 “sıradan” insan kalabalığının içinde daha üstlerde yer almama yardım etti.

Yazının en başında sözü geçen finansal özgürlük yolculuğu blogumda bu konudaki deneyimlerim, öğrendiklerim, teorik bilgilerimi paylaştım bugüne kadar.

Şimdiye kadar maaşlı işlerim devam ederken part time ya da free time olarak devam eden bu networker aktivitesi benim için artık full time ve çok güçlü, hızlı gelir potansiyeli olan yeni başka bir projede devam edecek. Eşimle birlikte bir iş paylaşımı yaptık, birçok dostumuzun bizi bu sektörde tanıdığı, ilk projemiz, eşim liderliğinde devam edecek. 

Sağlık, varlık ve zaman, üçü bir arada, özgürlük bu zaten!

Gerçekten çok heyecanlıyım, yeni ekibimle birlikte hızlı büyüyeceğim ve hızlı gelir elde etmek/ettirmek hedefim. Proje 2 bu. Yine size yardımcı olabilirim.

Kripto para, bildiğiniz günümüz paralarının (Dolar, Euro, TL…) evrimleşecek yeni hali, geleceğin ödeme yöntemi, global ticaretin değiş tokuş aracı, günümüz finans dünyasını bambaşka bir forma sokacak bir girişim projesi. Yerimi aldım. Küçük bir yatırım olarak başlayan bu süreci yaşayıp göreceğiz. Proje 3 bu. Burada da size yardımcı olabilirim.

Proje 4, şu an Türkiye’de olmayan yeni bir ürün. Ön görüşmeleri tamam, test süreci devam ediyor. Test başarılı olursa, Türkiye bayisi olarak internetten satış. Şimdilik bilgi bu kadar, üzgünüm gerisi gizli. Başarılı olursa yine size yardımcı olabileceğim.

Proje 5, belki keyifli bir hayal şimdilik, ama büyük bir otelin satışına aracılık etmek. Adım adım çalışmalar devam ediyor. Herkes bunun olanaksız olduğunu söylese de, ben bir networkerim sevgili dostum, bana yardımcı olabilecek kişi en fazla 4 bağlantı uzaklıkta (bildiğimiz) bu dünyada. Sen bunu biliyor musun?

Ve güzel olan şey, senin de bu alanda bir ilgin varsa, yine sana yardımcı olabileceğim, çünkü paylaşmayı seviyorum🙂

Proje 6-7-8….çok var bende, ve EVET! artık zamanı geldi!

Şimdi anladınız mı neden o melek yöneticiye minnet duyduğumu?

Of hayır, hala anlamadıysanız, her ne yapıyorsanız ona devam edin siz. Sizin için en iyisi bu. Ama 10-20-30 yıl sonra sakın sızlanmayın!

Çünkü konu ne kadar iyi olduğun değil bebeğim, ne kadar iyi olmak istediğin🙂

 

 

 

Günlük içe dönük olumlama konuşması

bilincaltinin gucuBundan 3 ay kadar önce kendi içe dönük olumlama konuşmamı oluşturdum.

2 dakikalık bir ses kaydı.

O günden beri,  her sabah uyandığımda, gün içinde, akşam, gece yatmadan önce dinlemeye başladım.

Kendi sesim, eşimle birlikte oluşturduğumuz kendi sözlerim, kendi enerjim. Çok basit bir aktivite ancak her gün. İstisna gün yok. 

Her gün bunu dinlediğimde, hayatımda harika değişimler yaşamaya başladım.

Gerçekten inanılmaz, ama beynim söylediklerime inanmaya ve gerekenleri yapmaya başladı. Bilinçaltı düzeyde hayatımda olumlu değişiklikleri hissediyorum.

NLP konusunda Türkiye’nin en iyi uzmanından-aynı zamanda network takım arkadaşımız– eğitim alan eşim bunun aynen böyle olacağını söylemişti, görselde resmi olan kitapta Joseph Murphy kanıtlarını ortaya koyarak aynı şeyi anlatıyor.

Bu harika, gerçekten iyi hissediyorum.

Benim kendi içe dönük konuşmamın en önemli bölümü şöyle:

….

Türkiye’de ve dünyanın her yerinde, yardıma ihtiyacı olan, hayatını olumlu yönde değiştirmek isteyen, hedefleri / hayalleri olan olumlu – pozitif insanları hayatıma çekiyorum ve onların hayatlarını olumlu yönde değiştirip, bunu başarmalarına yardımcı oluyorum.

Böylece daha mutlu insanların artmasını sağlıyorum.

Bu güç bende var.

….

Kendim için hazırladığım bu ses kaydı belki herkes için uygun olmayabilir, ancak,

Kendi, size özel mesajınızı oluşturmak için sizi engelleyen ne ki?

Bugüne kadar bir örnek mi arıyordunuz?

İşte buldunuz.

Kendi ses kaydımın tamamını hiç bir ekstra talebim olmadan sizinle paylaşmaya hazırım. Tek isteğim, benden habersiz başka bir yerde yayınlamayın.

İhtiyacım olan şey,  gerçek adınız soyadınız ve aktif kullandığınız mail adresiniz.

Aşağıdaki iletişim formunu doldurmanız yeterli.

İçe dönük konuşma örneğimi dinleyin, kendiniz için en iyisini size özel olarak oluşturun, her gün dinlemeye başlayın. 

Dilerim siz de hedeflerinize, ulaşmak istediklerinize, daha iyi yapmak istediklerinize, değiştirmek istediklerinize….aradığınız “her ne ise” ona hızlıca ulaşın.

Ben ne mi arıyorum?

İşte cevabı.

Ve size bir şey daha söyleyeyim, benim olumlama ses kaydımda da tam da bununla ilgili bir başka sürpriz daha var.

Haydi, hemen formu doldurun.

Kaydı dinledikten sonra fikirlerinizi öğrenmek için sabırsızlanıyorum.

 

İletişim üzerine

dur dinleÖnceki hafta kendi takım arkadaşlarım ile paylaştığım aşağıdaki listeyi blogumda da paylaşmak istedim.

İş hayatında teknik beceriler elbette çok önemli, herhangi bir alanda uzman olmak, donanımlı olmak, işin gerektirdiği yetkinliklere sahip olmak, daha önce eğitimini almış olmak, yıllar içinde deneyim kazanmak… gibi.

Öte yandan,  ben bu konuda ısrar ediyorum, bunlar ancak iş başarınızın %20’sini oluşturuyor. Diğer %80’i kesinlikle karşılıklı diyalog, işbirliği, ortak hedefe koştuğun takım arkadaşların ile iyi iş ilişkisi kurabilme becerisine sahip olman, daha özetle iletişiminin kuvvetli olması.

Geçmiş iş tecrübeme bakarak çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, iletişimi kuvvetli olmayan, iş ilişkilerini düzgün yönetemeyen birinin, bulunduğu pozisyon ne olursa olsun, daha büyük organizasyonları yönetebilmesinin bence imkanı yok. Olursa da bana göre bu kişiler “tehlikeli” ve “yetersiz” yönetici tipi oluyorlar.

Ben doğru iletişim, etkili iletişim konusunda hala öğrenciyim, aşağıdaki liste benim etkili iletişim konusunda “top 10” listem. Sizler de dilerseniz, buradaki bilgilerden yararlanabilirsiniz.

  1. İletişim her şeydir! Konuşun, tartışın ama asla kendinizi bir şeylere / birilerine kapatmayın!
  2. Samimi ol, içten ol, başkalarının hassasiyet gösterdiği alanlara karşı saygılı ol.
  3. Hep konuşan sensen, karşındakinin ne sıkıntısı olduğunu asla anlamazsın. Anlamazsan, yönetemezsin. Fısıltılara kulak verirsen, çığlıkları duymak zorunda kalmazsın! Dur ve dinle!
  4. Açık ol, direkt söyle, ima etme, yan yollara girme! Beden diline, mimiklerine, ses tonuna dikkat et. Hoşlanmadığın konuyu açıklıkla söyle, karşındakinin bunu kendiliğinden bulmasını bekleme (sen söylemezsen ömür boyu bulamayabilir)
  5. Doğru tavır ikinci en önemli şeydir. Suçlayıcı, iğneleyici, rahatsız edici bir tavır sergilemek yerine, önce kendini bir sorgula.
  6. Ego (ben oldum, ben büyüğüm, ben eskiyim, ben harikayım, ben müthiş okul mezunuyum, ben ben ben ben ve ben, sonra yine ben…….) tehlikeli bir şeydir! Kurtulun ondan, önce kendinizi sonra karşınızdakini “bağışlamakla” başlayın. İlk adımı atan olun.
  7. Gülümse, nasılsın de, günaydın de, tokalaş, iltifat et (sevdiğin özel insanlara onları sevdiğini söyle, max 1 saniye 29 salise alıyormuş, 2 kelime). Ekibindeki insanlara iyi davran, kendilerini iyi hissetmelerini sağla. Ancak kendini iyi ve rahat hisseden birisi “iyi performans” gösterebilir.
  8. Asla tenkit etme, başkalarının yanında eleştirme, dedikodu zehiri mevzusuna girmiyorum bile!
  9. Şikayet etme. Alman ordusu kuralını hatırla (Alman askeri bir şikayette bulunacaksa bunu yaşadığı olaydan en az 2 gün sonra yapmak zorundaymış. Önce sorgula, kendini dinle, düşün sonra şikayet et)
  10. Hatalı isen özür dile, bu senin zayıf olduğunu değil, karşındaki kişinin “senin egondan” daha değerli olduğunu gösterir. Sana yardımcı olabilecek kişilerden yardım istemekten çekinme.

Listeyi uzatmak mümkün, her türlü katkınızı duymaktan keyif alırım.

Həmişə xoşbəxt olasınız!

kb palsudAzərbaycana ilk dəfə gəlməzdən qabaq, təxminən iki il əvvəl Azərbaycan haqqında ən çox eşitdiyim söz “iki dövlət, bir millət” sözü idi.

İlk dəfə Azərbaycanın ulu öndəri Heydər Əliyev tərəfindən deyilmiş bu söz, bütün Azərbaycan vətədandaşları tərəfindən qəbul olunmuşdu. Həqiqətən Azərbaycana gələndən sonra mən də tam qərara gəldim ki, “iki dövlət bir millətik”. Buna görə bu ikinci vətənimdə yaşadığım iki il ərzində sizlərin, dəyərli Azərbaycanlı dostlarımızın qonaqpərvərliyinə görə heç qəriblik çəkmədim, özümü öz vətənimdə kimi hiss etdim və gələcəkdə heç vaxt yaddan çıxmayacaq gözəl xatirələr yaşamaq şansına sahip olub, yaxşı, əbədi dostluqlar qurdum.

Keçən bu vaxt ərzində göstərdiyiniz yaxınlıq, qonaqpərvərlik, kömək və dəstəklərinizə görə hamınıza səmimi təşəkkürlərimi bildirmək istəyirəm.

Mən bundan sonra daha çox ailəmin yanından olmaq istədiyimə görə Türkiyədə işləyəcəyəm. Siz dəyərli dostlarıma səmimi qəlbdən demək istəyirəm ki, artıq Ankarada da bir eviniz var, mən də sizləri bu evinizdə qonaq qəbul etməkdən böyük məmnunluq hissi duyacağam. Xahiş edirəm gələcəkdə çəkinmədən məni axtarın.

Pal Süd və Pal Food firmalarımızın Azərbaycanda daha yaxşı, daha üstün nailiyyətlərə çatması, daha çox insanın həyatında yer alan böyük firma olması və bu istiqamətdə inkişaf etdiyi xəbərlərini eşitmək məni daha da fərəhləndirəcək.

Sizlərə və bütün sevdiklərinizə hər şeydən əvvəl can sağlığı, sağlamlıq, xoşbəxtlik, sevinc və işlərinizdə müvəffəqiyyət diləyirəm. Həyatınızda gözəl illər, xoşbəxt sabahlar, real dostluqlar və uğurlar həmişə sizinlə olsun.

Hər zaman Allah köməyiniz olsun,

Salamat qalın,

Hoşçakalın.

Hesap işletim ücreti soygunu

Müşterisi olduğum bir banka ile yaşadığım hesap işletim ücreti mücadelesi sonrası bu konuda bir şeyler söylemek, ulaşabildiğim tüm yönleri ile konuyu incelemek ve benzer durumdaki tüketicilere faydası olur düşüncesi ile bu yazıyı yazmak istedim. Biraz uzun bir yazı olacak, baştan söyleyeyim.

Önce şu habere bir göz atın lütfen. 20 Eylül 2011 tarihli habere göre bankaların hesap işletim ücretleri ve kredi kartlarından yıllık aldıkları aidat bedelleri belirtilmiş. An itibariyle, bankalar burada belirtilen ücretlerden fazlasını alıyorlar, eksiğini almıyorlar! Listede görüldüğü üzere hesap işletim ücreti ve kredi kartı aidat bedeli almayan banka yok gibi.

Bankalar bu düzenlemeyi Bankalar Birliği ve BDDK’nın ilgili kararlarına ve 4077 sayılı Tüketiciyi Koruma Kanunu‘na dayandırıp kendilerini yasal olarak sağlama almış durumdalar. Bakın, müşterisi olduğum banka bunu nasıl ilan ediyor:

“Bankamızca sürdürülen uygulama çerçevesinde vadesiz mevduat grubundaki hesaplardan “Hesap İşletim Masrafı” adı verilen ücret tahsil edilmektedir.

Bütün dünyada -çoğunlukla hesabın bankaya sağladığı katkı dikkate alınmaksızın- “hesap bulundurma ücreti” (account maintenance fee) adı altında alınmakta olan benzer nitelikli ücretler, ülkemizde de diğer bankalarca farklı isimlerle ve değişik uygulamalar çerçevesinde aylık, 3 aylık ya da 6 aylık dönemlerle müşterilerden tahsil edilmektedir.

Bankalar, Türk Ticaret Kanunu ile Bankacılık Kanunu hükümleri çerçevesinde hizmet veren kuruluşlardır. Türk Ticaret Kanunu “tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesi ile ilgili iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret isteyebilir” hükmünü içermektedir. Bankalar, gerek söz konusu Kanun gerekse konuya dair ilgili mevzuat hükümleri uyarınca tacir niteliğini haiz olmaları da itibarıyla, tüm bankacılık hizmet ve işlemleri için ücret ve masraf talep etme imkanına sahiptirler.

Yasal düzenlemelere uygun olarak belirlenen Masraf ve Komisyon Tarifemiz, yetkili mercilere bilgi amaçlı olarak iletilmekte; Türkiye Bankalar Birliği’nin 26.02.1993 tarihli Yönetim Kurulu kararı gereğince ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 12. maddesine uygun olarak da şubelerimizde “Ücret Tarife Tablosu” içerisinde ilan edilerek müşterilerimizin bilgisine sunulmaktadır.

Söz konusu yasal düzenlemelerin yanı sıra, Bankamız şubeleri nezdinde hesap açtıran her müşterimizce imzalanan ve gerçekleştirilen Bankacılık işlemlerinde esas alınmak üzere düzenlenen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi’nin ilgili maddesinde, müşterilerimizden “hesap işlem masrafı” tahsil edileceği ve Bankanın belirleyeceği bu tutarı müşteri hesabından re’sen tahsile yetkili olduğu hususu yer almaktadır.”

Şimdi neden ve nasıl böyle bir yazı çıktı ortaya? biraz da ondan bahsedeyim:

Öncelikle bankalara karşı bu konuda kazanılmış çeşitli tüketici davaları olsa da halen bankaların bu alanda (maalesef) güçlü olduğunu, belirtilen istisna kriterlerine (otomatik ödeme talimatları, minimum mevduat bulundurma, maaş hesabı, kredi hesabı….gibi) uyulmaz ise, hesabı açarken okumaktan imtina ettiğimiz, dahası bankacı arkadaşımızın da özellikle belirtmediği sözleşme hükümlerine göre bankanın, kaba olacak ama, çatır çatır hesabımdan paramı alacağını da iyi biliyorum. Soyguncu affeder mi?

Affetmedi nitekim! 6 ay kadar önce açtığım vadesiz hesabımdan Ocak ayında 19,24 TL hesap işletim ücreti (hesapta o kadar vardı) kesildi. Daha çok olsa banka onu da çekmekten çekinmeyecekti, elbetteki.

Bunun üzerine, önce istisna kriterlerini yerine getirmek üzere hesaba 2 otomatik talimat bağladım ve bankanın online destek hattına şu mesajı yazdım:

“HESAP İŞLETİM ÜCRETİ ADI ALTINDA HESABIMDAN KESTİĞİNİZ PARAYI GERİ İADE ETMENİZİ İSTİYORUM. BUNUN İÇİN HESABA 2 ADET TALİMATI BUGÜN BAĞLADIM.”

Evet kabul ediyorum, saygıyla yazılmış olduğuna dair bir ibare yok, ama daha yeni başlıyoruz.

Bunun üzerine bankanın cevabı şöyle geldi:

“Sayın Koray Bek,

Bankamız şubeleri nezdinde açtırılan tüm hesaplara ilişkin kayıtların bilgi işlem sisteminde veri tabanında izlenmesi ve söz konusu veri tabanının işletilmesi Bankamız açısından yüksek bir maliyet unsurudur. Bunun asgari düzeyde tutulmuş küçük bir bölümü Bankamız ürünlerini kullanmayan ya da sınırlı düzeyde kullanan müşterilerimize 6 aylık dönemlerle, senede iki kez “Hesap İşletim Masrafı” olarak yansıtılmaktadır. Bununla birlikte, Şubelerimizde ve İnternet Şubemizde ilan edilen istisna kriterlerini haiz hesaplardan, dönem sonunda belirtilen şartları sağlaması halinde masraf tahsil edilmemektedir. 2011 yılı 2. Dönemi Hesap İşletim Masrafı uygulaması kapsamında Vadesiz TL Hesabınıza ve/veya kredi kartınıza verilmiş en az 2 adet otomatik fatura talimatınızın bulunması, dönem içinde ilgili talimatların en az bir kez gerçekleşmiş olması ve dönem sonunda da açık olmaları şartlarıyla tarafınızdan Hesap İşletim Masrafı alınmayacaktır. Yapılan incelemelerde; söz konusu hesabınıza 1 adet otomatik fatura ödeme talimatı verilmiş olduğu, bu itibarla hesabınızın masrafa konu edildiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda, gelecek dönemlere ilişkin olarak, masraf kesintisinin yapılmaması için, söz konusu hesabın (hesaplarınızın), aşağıda ayrıntılarına yer verilen istisna kriterlerinden herhangi bir tanesini taşıması yeterli olacaktır. Açıklamalarımızın uygulamamıza ilişkin hassasiyetinizin giderilmesi anlamında tatminkâr olacağı umuduyla Bankamız uygulamaları hakkında tarafınızca iletilen düşüncelerin mutlaka önemsendiğine bilgi edinilmesini rica eder, Bankamızla olan iyi ilişkilerinizin devamını temenni ederiz.”

mesajın devamında istisna kriterleri anlatılıyor, sonu da şu şekilde bağlanıyor:

“Yasal düzenlemelere uygun olarak belirlenen Masraf ve Komisyon Tarifemiz, yetkili mercilere bilgi amaçlı olarak iletilmekte; Türkiye Bankalar Birliği’nin 26.02.1993 tarihli Yönetim Kurulu kararı gereğince ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 12. maddesine uygun olarak da şubelerimizde “Ücret Tarife Tablosu” içerisinde ilan edilerek müşterilerimizin bilgisine sunulmaktadır. Söz konusu yasal düzenlemelerin yanı sıra, Bankamız şubeleri nezdinde hesap açtıran her müşterimizce imzalanan ve gerçekleştirilen Bankacılık işlemlerinde esas alınmak üzere düzenlenen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi’nin ilgili maddesinde, müşterilerimizden “hesap işletim masrafı” tahsil edileceği ve Bankanın belirleyeceği bu tutarı müşteri hesabından re’sen tahsile yetkili olduğu hususu yer almaktadır. Bu bağlamda, Bankamızın yasal olmayan herhangi bir keyfi uygulama içerisinde kesinlikle yer almayacağının belirtilmesi önem taşımaktadır. Saygılarımızla,”

Bunun üzerine benim cevabım gecikmedi elbette, dedim ya mücadele yeni başlıyordu. Şöyle yazdım:

“Merhaba,

Geri bilgi paylaşımınız için teşekkür ederim. Ancak bu cevaptan tatmin olmadım. Duymak istediğim cevap şuydu: “tamamdır, kestiğimiz bedeli geri hesabınıza yansıtıyoruz” Uygulamanızın yasal dayanağının olduğunu ekli mesajınızdan anlamak güç değil. Ama ben sizin kadar detaylı değil, daha basit olacağım. Gelin basit bir hesap yapalım. Tüm Türkiye’de en az 1.000.000 adet hesabınız vardır, ama gelin toplamda 100.000 adet hesabınız var diyelim. Bunların da en az %10’unda belirttiğiniz kriterler müşterileriniz tarafından karşılanmıyordur. 10000 hesap x 40 TL = 400.000 TL / 6 ay (800.000 TL/ yıl) Bugün 50 GB bir saklama alanını yıllık max 1200 USD karşılığı satın alabilirsiniz. 50 GB alana 1.000.000 hesap değil, belki 10.000.000 hesabın bilgilerini kaydedersiniz! Yüksek maliyetlerden bahsederken tüm müşterilerinizin de bu yalana inanacağını beklemeyin. Konu hesabımdan kesilen 19 küsür TL’nin büyüklüğü ya da küçüklüğü değil, ancak ben o parayı hesabıma geri istiyorum. Bunu yapmayacaksanız da lütfen belirtin. Ben de buna göre zorunlu olarak açık tutmam gereken hesabı saklamakla birlikte, hesapta hiç para tutmayacağım. Verdiğim 2 talimatı iptal edeceğim, bankanız hakkındaki düşüncelerim ve paylaşımlarım da bu negatif deneyimden etkilenecek. iyi çalışmalar diliyorum, saygılarımla, Koray BEK”

Yaptığım hesap doğru olmayabilir, mutlaka dikkate almadığım maliyet kalemleri vardır, bankaların da haklı olabileceği (bence zor ama) alanlar olabilir. Mesela şu forumda konu bu yönü ile tartışılırken banka tarafında görüş bildiren bir arkadaşın belirttiği gibi belki:

“bankada bir hesabın bulunmasını banka için bir mali külfet görmeyerek tek taraflı düşündüğünüze kesin kanaat getirdim. bir hesap bir kez açılmış olsa bile bankanın bilgi sistemine yaptığı yatırımdan dolayı maliyet oluşur. bu yatırım windows satın almaya benzemez. milyonlarca doları bulur bakımıyla dataların yedeklenmesiyle birlikte. hesap açılsa ve havale tarzı bir işlem yapılmasa bile sırf para yatırma ve çekmelerden dolayı şube personeli ve bina maliyeti oluşur. açılan her ilave hesap bankanın iç sistemi için (müfettiş iç kontrolör) istihdamı gerektirir. açılan her hesap için bankaya masak bakımından yükümlülük oluşur. tüm bunlar maliyetin birer parçasıdır. eft havaleden de banka gerektiğinde para alacaktır elbet. bunlarda bedava değildir. ancak bazen müşteri bankaya başka ürünlerden dolayı para kazandırır. ama bireysel müşteriler gecikme faizi ödemedikçe genelde kazandırmaz. bu nedenle bankaların aldığı paralar haksız değildir.

haksız olduğunu ancak finansal yöntemlerle ispatlayabilirsiniz. bilgisayarın başında değil.”

Bir banka çıkıp da bu maliyetlerin detayını döksün ortaya, finansallarını koysun, istedikleri paranın haklılığına biz müşterilerini ikna etsin, söz veriyorum tüm hesaplarımı o bankaya kaydıracağım. Ama zor! Zaten beni kızdıran nokta da tam olarak bu! Ortada bana göre büyük bir yalan var. Gerçek maliyetin çok çok üzerinde talep edilen ve yasalara da dayandırılıp tüketiciyi vuran büyük bir soygun!

Neyse dönelim mücadelemize. Son mailim üzerine bankadan şu cevap geldi:

“Sayın Koray Bek,

Hesap İşletim Masafı iadesi ya da iptali, ancak belirli kriterlere bağlı olarak gerçekleşebilen bir uygulama olup, müşterilerimizin Bankamızla olan mevcut ilişkilerinin kapsamına ya da derinleştirilmesine bağlı olarak hesabın bulunduğu şube müdüriyetince değerlendirme yapılmaktadır.Dolayısıyla, iade talebinizin ilgili şube müdüriyetine iletildiği takdirde bu bağlamda değerlendirilebileceğinin hatırlatılmasında fayda görülmektedir.

Bilgi edinilmesini rica eder, Bankamızla olan iyi ilişkilerinizin devamını temenni ederiz.”

Şubeye de hemen bu ekli mesajlar ile birlikte yazılı talebimi göndermekte hiç gecikmedim tabi ki.

Sonuç:

Şube, sessiz sedasız 19,24 TL’mi hesabıma geri iade etti.

Etmeseydi ben de söylediklerimi yapacaktım. Hiç süpheniz olmasın! Ancak bence hala, yapabileceklerim ya da birlikte yapabileceklerimiz var.

Ben bu deneyimden kendi adıma şu sonuçları çıkardım:

  1. Bankalar hala güçlü (kendilerini yasal olarak sağlam konumlandırmış durumdalar).
  2. Eğer tüketici gücünüzü (gücümüzü) ortaya koymuyorsanız banka hesabınızdan paranızı rahatlıkla alıyor. Ses çıkarmazsanız, itiraz etmezseniz, hesap hareketlerinizi kontrol etmezseniz, o banka ile çalışmama kararlılığını ortaya koymazsanız bankaların en sevdiği müşteri profilisiniz.
  3. Aksi yönde bir kararlılık ortaya koyup, tüketici ve müşteri olma gücünüzü kullandığınızda geri adım atmayan banka yok gibi. Bu benim bankalara karşı belki 3. ya da 4. başarıyla sonuçlanan mücadelem, bu yüzden iyi biliyorum. Bu sebeple, ne mutlu ki, bankaların en memnun etmeye çalıştığı, “arızalı” müşteri profilindeyim.
  4. Bankaların en çok korktuğu şey internette (ağırlıkla sosyal medyada) müşterileri tarafından, haklarında olumsuz etkili iletişimde bulunulması.
  5. Bankalar yüksek maliyet unsurları sebebiyle bu ücretleri kesiyoruz derken, samimi değiller. Bence doğru da söylemiyorlar. Yukarda yazdım, aksini bir tane banka ispatlasın, yukarda verdiğim söz, söz.
  6. Bankalar Birliği ve BDDK, belki de iş tanımları gereği tüketiciden çok, bankalara yakınlar.
  7. Yasal mücadele yolunda gerçekten başarılı olmuş örnekler (1) , (2), (3) varsa, bunları daha çok kişiye yaymalı, bu konuda bilinç oluşturmalı. Mevcut bir çalışma grubu ya da tüketici inisiyatifi varsa, lütfen beni de mail ya da yorumlarınızla haberdar ederek benim de o gruba katılmamı sağlayın!

Son söz:

Bankalar şunu unutmamalı: Bankaların, daha çok ihtiyacı var müşterilere.