girişimcilik · internet girişimi

Kariyerde yunus hareketi

  Burak Büyükdemir’ in organize ettiği etohum cafe toplantılarından birinde daha yakından tanıma şansı bulduğum Ali Saydam kendi şirketinin kuruluş aşamasından bugüne gelişini anlatırken şirketlerin 15-20 yılda bir “yunus hareketi” ni yaptığından bahsetmişti. Sıfırdan başlar yükselirsiniz, tepe noktasına ulaşıp inişe geçersiniz, düşüş bir noktada sonlanır/durdurulur ve o noktadan tekrar yükselirsiniz ve döngü tekrarlanır.

Kişisel olarak bu modelin doğruluğuna inandığımı belirtmeliyim. Esasında burada önemli olanın, düşüşün başlaması ile hemen önlem alıp esnek olmak ve yeniliklere odaklanmak olduğunu düşünüyorum. Bu sayede belli bir gerileme döneminin hemen sonrasında yeniden büyümek ve daha önemlisi hayatta kalmak mümkün olabilir. Küçülme dönemlerinde birçok başarılı ve güçlü şirket bunu yapamadığı için kaybolup gitmiyor mu?

Şirketlerin yaşayabileceği bu döngüyü kendi kişisel kariyeriniz için de uygulamanız mümkün. Sıfırdan başlar, başarılı olur yükselirsiniz ve bir noktaya ulaştıktan sonra düşüşe geçersiniz. Bu zamana kadar ben bunun istisnasını hiç görmedim. Kendi adıma bu döngünün neresindeyim diye düşündüğüm oldu. Sanırım cevabını da çok iyi biliyorum. Peki siz? Siz de kendiniz ya da şirketiniz için bu soruyu sorun, bence bu soruya vereceğiniz cevap geleceğiniz açısından büyük önem taşıyor. Hangi noktadasınız? Gelişiyor/büyüyor musunuz yoksa duraklamış/geriye doğru mu gidiyorsunuz?

Şirketler için sıfırdan nasıl büyürüm, nasıl küçülmem, markam ya da şirketimin tüketici ya da müşteri gözünde değer kazanması, başarılı olmam ve bunu sürekli kılmam için neye ihtiyacım var gibi sorulara verebileceğim bir “top 10” listesi vs. maalesef yok. Zira bu konu %100 uzmanı olduğum bir alan değil, aslında ben de bu sorular üzerinde çokça düşünüyorum, cevapları bulmaya çalışıyorum, ipuçları arıyorum. Burada sizinle bununla ilgili değerli bir kaynak paylaşabilirim. Yazının girişinde bahsettiğim Ali Saydam, tüketici/müşteri iletişimi konusunda bir ders kitabı gibi değerlendirilen kitabı “Algılama Yönetimi” nde ağırlıklı olarak pazarlama iletişim penceresinden duruma bakarak büyüme ve sürekli başarı için “hedef kitlenin gönlüne hitap etmelisin” diyor ve benim önceki yazımda da esinlendiğim üzere “kamu vicdanı” gerçeğinden bahsediyor. Kitabı size de öneririm.  Eğer sizin bu ipuçları ile ilgili başka kaynak, internet sitesi, kitap, yayın vs. öneriniz varsa burada paylaşmanızdan da ayrıca çok mutlu olurum.

girişimcilik · internet · internet girişimi

Niş marketleri bulmak!

Dünyada bulunan tüm pirinç tanelerinin tamamından daha fazla sayıda transistör (bkz. Wikipedia) bulunduğunu biliyor muydunuz? Bunu ben söylemiyorum, İTÜ İşletme Fakültesi öğretim üyesi Sn. Halefşan Sümen Hoca’dan duymuştum. O halde transistör işine girmek akıllıca bir seçim değil, ya da transistör üretim/satış alanı pek de iyi bir niş (eng. niche) iş alanı değil, öyle değil mi?

Niş marketler henüz yeni keşfedildikleri ya da hızla gelişme, büyüme potansiyeli vaat ettikleri için kendi küçük işini kurmak isteyen girişimciler ya da işini kurup bir noktaya taşımayı başardığı halde bir sonraki nokta için eşik noktasını bir türlü aşamayan KOBİ’ ler için değerlendirmeleri gereken bir fırsat mı? Bence kesinlikle öyle!

Peki, niş marketi nasıl bulacağım? Ya da kişisel bilgi, deneyim ve gözlemlerim sonucunda %100 inandığım, gelecek vaat ettiğini düşündüğüm bir fikrim gerçekten benim düşündüğüm kadar ilgi çekecek mi? Fikrimin başarılı olması için bu gerekiyor, o halde doğru işe odaklanmakla başlayalım.

Bunun için basit bir yöntemden bahsetmeden önce kısaca şu bilgiyi paylaşmak istiyorum. Bloglama serüvenine başladıktan sonra diğer “blogger” lar sayesinde o kadar keyifli, ilgi çekici, değerli, üstelik ücretsiz içeriğe ulaştım ki anlatamam size. Bu değerli kaynaklardan birisi de Mert Erkal. Mert kendi blog’unda bloglama ile ilgili ipuçları verirken, bundan nasıl para kazanılabileceği ile ilgili deneyimlerini de paylaşıyor. Mert sayesinde bulduğum Mark Fail ise yazının konusu olan niş alanı bulmak için basit yöntemi anlatmış bana mail olarak gönderdiği 10 hafta sürecek e-ticaret ipuçlarının 1. dersi olarak.

  Gerçekten işe yaradığını söylemeliyim, kendi deneyimim ile sabit. Google bugün yalnızca çok başarılı bir arama motoru değil, aynı zamanda birçok başka hizmeti ile web profesyonellerinin gözdesi. Arama istatistikleri kesinlikle aradığınız şeyin ne kadar popüler olduğuna dair fikir veriyor. Yöntem de buna dayanıyor zaten; sevdiğin, yapmaktan hoşlandığın, iyi bir fikir olduğunu düşündüğün ya da üzerinde en az 1 dakika konuşabileceğin 10 anahtar kelimeyi sırala, bunları Google arama motorunda ve Adwords anahtar kelime arama motorunda aratıp kaç tane link verdiğine bak. Hiç ilgi toplamayanları at, kalan değerlileri üstten aşağı doğru sırala.

Pirinç tanesi – transistör örneğindeki gibi; bugün dünyada yüz binlerce kişi tarafından kullanılan, çok popüler ve bu yüzden de artık evinizden dışarı ilk adımı attığınızda ulaşabileceğiniz bir Turkcell ya da Vodafone noktasında bulabileceğiniz iphone ile ilgili bir satış sitesi kurmak ne kadar doğru bir girişim olur? Olmayacağı kesin. Peki ya yukarda bahsettiğimiz Google’ın telefonu Nexus One daha dünyada satışa çıkmamışken, (düzeltme: nexus one dün itibariyle Amerika, İngiltere ve birkaç ülkede daha satılmaya başlandı) bununla ilgili şimdiden çalışmalara başlayıp, ülkeye gelir gelmez ilk satıcılardan biri olabilmek bir niş fikir mi? Evet ama yalnızca birkaç aylığına! Bunda da gecikmiş sayılabiliriz, çünkü hem Google kendisi, hem de bazı uyanık Amerikalı girişimciler çoktan ilgili alan adlarını rezerve etmişler bile!

Bunlar olumsuz örnekler ancak, sizin kendi niş fikrinizden emin olmanız, bu basit yöntem ile mümkün. Deneyiminizi burada paylaşırsanız bu bilgi ne kadar yararlı oldu, bunu da ölçmüş oluruz.