Category Archives: internet girişimi

Internet girişimcileri için 4 iş fikri

Değerli mi yoksa sıradan mı? Gelin birlikte karar verelim. Ama önce son iki gündür takıldığım şu soruyla başlayalım. Nowhere or now here? Soruya nereden takıldım onu da bilmiyorum, muhtemelen bir yerde okudum ya da gördüm ama ne çok anlam yükledim öyle!

Hiçbir yerde mi şimdi burada mı?

En çok yüklediğim anlam, bir süredir üzerinde düşündüğüm, bazı arkadaşlarımla çeşitli zamanlarda paylaştığım ancak henüz fikirden öteye geç(e)meyen dört iş fikrim ile ilgili ne yapmak istediğim. Soru o zaman şöyle değişiyor?

Fikir(ler)i çöpe mi atmalı yoksa sarılmalı mı?

Aslında üç tanesi için internet girişim fikri, birisi için de internete dayalı bir fikir diyebiliriz.  Benim gördüğüm pozitif yönleri dışında göremediğim negatifleri de mutlaka vardır. Bunun için yorumlarınızla ya da maillerinizle katkı yaparsanız memnun olacağım.

Birileri bu fikirleri buradan kopyalayıp alıp yürümeyi düşünüyorsa yolları açık olsun 🙂 Bundan mutluluk duyarım.

Şu fikri çok beğendim, çok özgün, ticari değeri var, gel beraber bunun üzerinde çalışalım, tartışalım, geliştirelim diyenler olursa onlarla iletişimde olmaktan daha memnun olacağım. Çünkü ben de henüz daha önceki “yeni bir girişimde başarılı olmanın top 15 kuralı” yazımda belirttiğim “madde 8: n=aradığın kadar” kişiyi bulabilmiş değilim!

Fikirlere gelince;

1. Kariyer/iş hayatı/ insan kaynakları uygulamaları üzerine, internet TV (Uzman TV, Kobi TV, Televidyon benzeri) formatında video yayıncılığı. Tek başına ya da bu sitelerin içinde özelleşmiş olarak.

Hedef kitle:

Aktif iş arayışında bulunan adaylar, başvurdukları/başvuracakları şirketleri, bu şirketlerin insan kaynakları politikalarını daha yakından tanımak isteyen profesyoneller, öğrenciler, yeni mezunlar

Paylaşılabilecek konular:

– İş arayanlara yönelik iş arama, CV hazırlama, mülakatta başarılı olma teknikleri, dikkat edilmesi gereken konular üzerine uzman/sektör profesyonelleri ile yapılan video röportajları/podcast’leri

–  İnsan kaynakları uygulamaları

– İnternette iş arama üzerine paylaşımlar (siteler, site özellikleri, site sahiplerinin görüşleri, mesajları vs.)

–  Başarılı şirket uygulamaları (best practice), şirketlerden haberler

-Şirket tanıtımları, tepe yöneticileri ile röportajlar

Gelir modeli:

Reklam, site üzerinden etkinlik/eğitim satışları

2. İş referansı, alma/verme, tavsiye etme sitesi

Bireysel ya da kurumsal üyelik seçeneği var ve her üyenin bir profili

Üye ister sitedeki diğer üyelerden ya da e-mail göndererek herhangi bir kişiden yaptığı/yürüttüğü/bitirdiği/işbirliği yaptığı iş ile ilgili ya da geçmiş profesyonel deneyimi/verdiği servis ya da hizmet hakkında referans/tavsiye istiyor.

Aldığı referansı onaylıyor ya da onaylamıyor, onayladıkları profiline ekleniyor,

Bireysel üyeler için referans isteyen kişi isterse, referans veren kişiden herhangi bir kişilik testinde (PI) belirtilen özellikler gibi genel tanıtıcı kelimeler ile kendisini yorumlamasını isteyebiliyor. Bu yorumlar kişinin profilinde ” Şu kadar kişi X’i yaptığı iş ile ilgili şöyle buldu” gibi istatistikler olarak görünüyor. Referans isteyen kişi özellikleri ile ilgili yapılmış bu yorumlara müdahale edemiyor.

Kurumsal üyeler için de benzer bir değerlendirme kriteri var: genel tanımlarla her zaman çalışılabilir, güvenilir, hızlı, hesaplı, profesyonel….vs. gibi. Yine referans isteyen üye tarafından değiştirilemez, müdahale edilemez özellikte.

Hedef kitle:

Pozitif iş referansları ile kendisini ön plana çıkarmak isteyen iş arayan/değiştirmek isteyen tüm adaylar ile tüm küçük ve orta  büyüklükteki şirketler (aslında işini geliştirmek için referansı bir araç olarak kullanmak isteyen tüm profesyoneller)

Kurumsal üyeler kendi referanslarını zaten kendi web sitelerinde (varsa) yayınlıyorlar ama internet kullanıcısı ya da kişi/hizmet arayıcısı bunu objektif bir gözle değerlendirmelerin yapıldığı bir ağda, üstelik rakipleri de inceleyebilerek, kendisi arayarak bulmak istemez mi? Bunun için bir site arama motorunun olduğunu düşünün.

Projenin ilerleyen aşamasında oluşturulacak bir uygulama ile profil referanslarının  LinkedIn, XING, kariyer.net, yenibiris.com, secretcv.com ya da başka profesyonel iş ağlarındaki/kariyer sitelerindeki referanslar- tavsiyeler modülleri ile entegrasyonu.

Gelir modeli:

Ağırlıkla reklam ve özel ücretli hizmetler (referans check hizmeti, ücretli etkinlik organizasyonları, premium üyelik seçenekleri..vs)

3. İstanbul yabancı iş ziyaretçilerine yönelik turistik alışveriş sitesi

Hedef kitle: İstanbul’u iş seyahati sebebiyle kısa süreli ziyaret eden yabancılar ve İstanbul’da yaşayan yabancılar.

İstanbul tarihi ve turistik özellikleri sebebiyle yılın her döneminde dünyanın her yerinden ziyaretçi alıyor. Ayrıca Türkiye’de de faaliyet gösteren birçok çokuluslu şirketin Türkiye ofislerinin merkezi olması sebebiyle iş amaçlı buraya gelip yalnızca bir ya da birkaç gece konaklayan, bu süreyi çoğunlukla toplantılarda, iş yemeklerinde, Türkiye içi seyahatlerde geçiren profesyonellerin de yoğunlukla ziyaret ettiği bir yer. Bu kişiler tahmin edilebileceği gibi ülkelerine dönerken Türkiye’yi ya da İstanbul’u hatırlatıcı hediyeleri ancak havalimanında, eğer işleri de zamanından önce bitebilmişse,  kısıtlı seçenekler arasından ve pahalı bir şekilde alabiliyor.

Siteden satılacak mal/hizmetler:

İstanbul ile ilgili tanıtıcı her türlü doküman (kitap, harita, CD/DVD…)

Kiralık normal/lüks/şoförlü araç, havalimanı-otel transferi

Otel rezervasyonu

Turistik hediyelikler (Uzun süreli gelip alışverişi de dokunarak yapan turistlerin Kapalıçarşı, Mısır Çarşısı gibi yerlerde satın aldıkları her şey)

İş Modeli:

Seyahat programı belli olan kişi seyahati öncesinde alışverişini daha kendi ülkesindeyken yapar. İstanbul’a gelene kadar biz ürünlerini tedarik ederiz. Oteline yerleşmeden ya da dönüş tarihinden en az 2 gün önce siparişini oteline ücretsiz teslim ederiz, böylece ürünü müşterimiz kendisi taşır. (Bunu yapmak istemiyorsa ülkesine olan kargo masrafını karşılamayı göze alır.)

Modelin başarı durumuna göre dünyanın başka iş şehirlerinde (Londra, Paris, Frankfurt, New York…) sistemin kopyalanması

4. Head Hunter hizmeti

Dünyanın her yerine orta ve üst düzey yönetici seçme/yerleştirme danışmanlığı.

Özellikle orta doğu (körfez bölgesi) ülkeleri: Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır.. ile  Güney Afrika, Rusya ve Türk cumhuriyetleri yabancı yönetici cenneti. Bu bölgeler için seçilen yöneticiler ağırlıklı olarak Avrupa merkezli (İngiltere, Almanya, Fransa, İsviçre…) danışmanlık firmaları tarafından işe yerleştiriliyorlar.

LinkedIn, XING gibi iş ağı networkleri ve sosyal ağlarda kariyerinde yeni fırsatlara açık olan tüm yöneticiler zaten kendileri paylaşmak istedikleri tüm bilgilerini paylaşıyorlar. Bu kişilere ulaşmak için bir ofise, çalışan(lar)a, yüz yüze mülakatlara vs. gerek yok. Yalnızca belirli profesyonel bir iş tecrübesiyle bu platformlarda yer almak, takip etmek, aramak ve bulmak yeterli.

Profesyonel deneyimimiz sonrasında oluşturduğumuz kendi kişisel ağımız ile başlayıp ağı genişletiyoruz, doğru kişileri doğru işler ile birkaç kez buluşturup müşteriyi memnun ediyoruz, bizim müşterimiz olan adaylarla etkili ve sürekli iletişim halinde oluyoruz ve işi büyütüyoruz.

Evet değerli okuyucu, buraya kadar okuduğuna göre şimdi sıra sende. Fikirler arasında bir ışık gördüğün ve ortak olmak istediğin varsa bunu bilmemi sağla lütfen 🙂 

Bookmark and Share

Alan adı girişimciliği

Durun durun hemen kızmayın. Alan adı al/sat işi (ticareti diyelim isterseniz) ne zamandan beri girişimcilik oldu demeyin hemen. Konuya nereden geldiğimi önce açıklayayım: Önceki hafta sonu Hürriyet’te Vahap Munyar’ın yazısında arisutu.net alan adının 5000 TL’ye satın alındığı haberini belki okudunuz.

Yazıda öğrenci-girişimci bir arkadaşın 10-30 dolara satın aldığı alan adlarından birini 700 dolara Çinli bir alıcıya sattığı, diğerine de 3500 TL’ ye alıcı bulduğu ancak alan adının Akfen Holding tarafından 5000 TL’ye (yaklaşık 3300 Dolar) satın alındığından bahsediliyordu.  Akfen’in satın alma kararı genç arkadaşı desteklemek, motive etmek yönleriyle daha çok duygusal olmuş.

Eminim tüm alan adı satın alımlarının bu seviyelerde olduğunu düşünmüyorsunuz! İşte çeşitli sitelerden topladığım 1999 – 2009 yılları arasında satışı gerçekleşen en pahalı alan adlarından 20 tanesi: Farklı kaynaklarda birbirinden farklı rakamlar var ama genel görüntü tüm bu alan adlarının birkaç milyon dolarlara (!) satılmış olması.

Kaynaklar: (1), (2), (3), (4), (5), (6), (7)

Bu adresler için bu kadar para ödeyen insanların mutlaka bir bildikleri olmalı değil mi? Yoksa bu insanlar bu kadar hesap kitap bilmiyor olamazlar sanırım 🙂 Ya da şöyle sorayım: İlk 3 sıradaki sigorta, seks ve finansal hizmet sektörlerinde nasıl paralar dönüyor böyle?

Bugün daha önce kaydı yapılmamış herhangi yeni bir alan adını (Türkiye için .tr haricindekiler) çeşitli alan adı satış sitelerinde 1 dolardan 30-40 dolara kadar olan seviyelerde 1 yıllığına almak mümkün. Öte yandan kolay akılda kalan, çarpıcı, jenerik, trafiği oluşmuş, eski bir alan adı için birkaç yüz dolardan başlayarak yukarıdaki listedeki gibi birkaç milyon dolarlara kadar gözden çıkaran kişi ya da şirketler yok değil.

O zaman doğru alan adı ya da adlarını herkesten önce alarak yatırım yapmak kazançlı bir iş olabilir belki değil mi?

Bence tam olarak değil, en azından küçük ölçekli yatırımcılar için değil. Çünkü 10 dolara aldığı alan adını birkaç bin dolara satabilme hayalini kuran o kadar çok kişi var ki! Hem artık internetin ilk zamanlarındaki gibi dünyanın 1 numaralı markasının “.com” alan adını alırım sonra bu marka sahibi şirketlere binlerce/milyonlarca dolara satarım devirleri çok geride kaldı. Her ülkede bunu engelleyen bir sürü yasal düzenleme olduğu gibi artık her “akıllı” şirket de markasını kamuoyuna açıklamadan çok önce alan adı tescillerini yapıyor.

Öte yandan belli bir portföy ile belli yüksek seviyelerde alış yapabilecek bir bütçeniz varsa söyleyebileceğim bir şey yok. O zaman 1’e aldığınız bir alan adını 10’a 20’ye 50’ye katlamanız internet dünyasında işten bile değil. Fakat bunu yalnızca endüstrinin içerisindeki büyüklü küçüklü alan adı şirketleri, yani profesyoneller, başarabiliyor. (Endüstri kelimesini yanlış kullanmadım, işte bu endüstriye yönelik VeriSign Şubat 2010 raporu burada, alan adı üzerine başka istatistikler ilginizi çekebilir.)

Benim dolayısıyla böyle bir hayalim yok. Fakat ilgi alanımda olan bazı alan adlarını alma düşüncem var, bazılarını da daha önce almıştım. Benim amacım; yeniden satmak üzere almak değil, daha çok geleceğe dönük çeşitli amaçlar için çarpıcı, etkili, kolayca akılda kalan bir adresi başkalarına kaptırmadan (!) alabilmek.

Son günlerde benim ilgi alanımda olan alan isimleri “.me” ile bitenler. Aslında İngilizce sözcükler ile daha çok anlam ifade ediyor olmasından dolayı Türk internet kullanıcıları ne kadar ilgi gösterirler/gösteriyorlar bundan çok emin değilim.

“.me” üst alan adları yeni satılmaya başlamadı, bu yüzden de hemen ilk anda akla gelebilecek çarpıcı isimlerin hepsi çoktan alınmış. Bazı özel alan adları ise “Premium” olarak seçilip henüz açık artırma satışına açılmamış. Örneğin “follow.me” alan adı. Bunu hangi twitter profesyonel iş kullanıcısı almak istemez? Ama üzgünüm! Açık artırmayı beklemeniz gerekiyor, açık artırma sonunda ise 10 dolara alamayacağınız kesin 🙂

Ancak aşağıdakileri denemeniz şimdilik mümkün görünüyor, takipçileri etkileme gücünüze göre siz seçin 🙂

Ya da Türkçe olumsuzluk eki –me’yi kullanarak bunları deneyin 🙂

Çarpıcı bir alan adı ile adreslenmiş bir internet girişiminin başarılı olması tek başına yeterli olmamakla birlikte siteye kolay erişim, akılda kolay kalma, konuşma dilinde rahatça adreslenebilmesi gibi özellikleriyle trafik sağlaması bakımından faydalı olabilir. Bir internet girişiminin başarılı olabilmesinin en temel şartının etkili trafik olduğunu sanırım söylemeye gerek yok. Etkili trafiğin nasıl sağlanacağını ise çok bilinen internet atasözü (!) bize söylüyor:  “ Content is king “ (içerik her şeyden önce gelir).

Yazının başında bahsettiğimiz arkadaşımızın 10 dolara aldığı alan adına 3500-5000 TL teklifi getiren de esasında ayda 15000 kişilik potansiyel alıcıya/müşteriye/okura ulaştırdığı ilgi çekici içeriğinden başka bir şey değil. Yanılıyor muyum?

NOT: .me alan adlarıyla başka hangi çarpıcı adresler çıkarabilirsiniz? 🙂 Buyurun siz de ekleyin yorumlarınızda.

Yeni bir girişimde başarılı olmanın top 15 kuralı

Bir önceki yazımda duyurduğum benim kendi top listeme geçmeden önce paylaşmak istediğim bir blog yazısından bahsetmeliyim.

linked2leadership bloğunda yayınlanan yazı (İstediğinizin size gelmesini nasıl sağlarsınız?) ve bununla ilgili eklenen yukarda gördüğünüz görseldeki mıknatıs bana çok satan  “Secret – Rhonda Byrne” ı ve orada bahsedilen açık çeki hatırlattı: 

                        

Kitap yalnızca bu çeke maddi ya da manevi ne istediğinizi yazıp, bunu size sürekli hatırlatacak göz önünde bir yere koymakla bile istediğinize giden yolların önünüzde açılabileceğini söylüyor. İsteğiniz üzerinde çalışmadan bu mümkün değil elbette ama işin bu sır yanını, ruhani ya da psikolojik yanını bir kenara bırakarak herhangi bir işte ya da yeni bir girişimde başarılı olmak için kendi inandığım reçetemi sizlerle paylaşmak istiyorum: Adına da isterseniz top 15 listesi diyelim:

  1. Dünyanın senin hayallerinin yanında küçücük olduğunu unutma. Dünyayı resimdeki gibi kendine çek, istediğini al.
  2. Ancak “SEN” istiyorsan başarabilirsin. Amacın, ne istediğin ve hedeflerin için doğru karar ver.
  3. Hemen şimdi başla. Harekete geç.
  4. Müşterinin neye ihtiyacı olduğunu iyi anla ve beklentinin üzerinde, farklı bir hizmet vereceğinden emin ol.
  5. Kendine güven ancak büyük rakiplerin karşısında hemen ezilmemek için hazırlıklı ol, bu durumu iyi planla.
  6. Gelişme potansiyeli olan ancak henüz keşfedilmemiş “niş” alanlara yönel.
  7. Bu alan sevdiğin, yapmaktan hoşlandığın bir alan olsun. Yaptığın işe tüm sevgini kat.
  8. İş ağını genişlet. Tek başına başarılı olmam imkansız değil ancak zor. Dünyada sana yardım edebilecek “n=aradığın kadar” kişi bulabilirsin.
  9. Sonuca odaklan. Zamanını iyi kullan.
  10. Etkinliğini, süreçlerin akışını ölç. Ölçmeden yönetemezsin.
  11. Sürekli geliştir, iyileştir; yenilikleri/farklılaşmayı kalıcı olarak uygulamadan test et.
  12. Pazarlama iletişim araçlarını etkin kullan. Sosyal medyanın gücünden mutlaka yararlan.
  13. Değişen müşteri ihtiyaçlarını iyi analiz et, sen de değiş. Dünya üzerinde yaşayan insanların her zaman daha iyisine, daha güzeline layık olduğunu unutma, işi mükemmelleştirmeye çalış.
  14. Büyük başarılar için kendine müşterinin gönlünde yer bulacak adımlar at.
  15. Kendi hayatın ile birlikte başkalarının hayatını da değiştir, paylaşmaya, yardımlaşmaya, dayanışmaya, yol göstermeye istekli ol.

Kendi oluşturduğum listem beni tatmin etse de, bu liste belki Isenberg’ in girişimcilik testinde bahsettiği gibi “daha iyi” bir liste olmayabilir. Eksik olan noktalar, yanlışlar, mutlaka ilave edilmesi gerekenler olabilir. Bunları da lütfen sizler ekleyin yorumlarınızla.

Girişimci testi, Ziya Boyacıgiller @ Televidyon

  Bugün bir süredir yazamadığım bloğumda internette son zamanlarda takip ettiğim konularda bazı linkleri paylaşmak istiyorum.

  Daha önce yazdığım “Kariyerde yunus hareketi” yazımda bir top10 listem olmadığından bahsetmiştim. Benim şimdilik (!) böyle bir listem hala yok ama bu tür listelere internette çeşitli kaynaklarda top 10 – 20- 50… şeklinde ulaşmak mümkün, bu yüzden onlardan birisine bakalım. Harvard Business Review bloğunda geçen hafta yayınlandı, belki güncelliğini yitirdi diye düşünürken Read Write Web bloğunda da bugün bununla ilgili bir yazı çıktı.  Ben de bu konu üzerine 1-2 satır yazmak istiyorum. Girişimci olabilir miyim testi. Yazının orijinali burada.

  Yazar girişimci olabilmeniz için 20 sorudan en az 17 soruya “kendinize yalan söylemeden” evet cevabı vermeniz gerektiğini belirtmiş. Çünkü en kötü yalanların kendimize söylediklerimiz olduğunun altını çizmiş (bu yüzden asla kendinize yalan söylemeden değerlendirin).

  Evet/hayır soruları arasında benim en çok beğendiklerim şu ikisi: “Başkasının işinde başarılı olmaktansa kendi işimdeki başarısızlığı tercih ederim” ve ikincisi: “Genel kabul gören gerçekleri sorgulamayı severim”. Bence bu ikisi girişimcinin olmazsa olmazları ama yazara göre bunlara en az 15 tane daha eklemelisiniz. Girişimcilik böyle 17/20,  3/5 vs gibi oranlarla ifade edilemez diyorsanız size Ziya Boyacıgiller’e bir kulak vermenizi öneriyorum.

  Etohum kurucusu Burak Büyükdemir’in bu sene destekleyecekleri 15 internet girişiminin lansmanı öncesinde girişimci adaylarına şirketini ve girişimcilik hikayesini anlatan Airties kurucusu Ziya Boyacıgiller başarılı bir girişimci olabilmek için daha kısa sayılabilecek bir liste yapmış ve girişimciliği şu çerçevede değerlendirmiş:

  1. Girişimcilik yapmadan öğrenilemez
  2. Plan A genelde başarılı olmaz
  3. İş planını yazmadan işinizi planlayın
  4. Para bulmak girişimcinin ateşle sınavıdır

  Konuşmasının videosuna Televidyon ekranında burada ve burada ulaşabilirsiniz. İlk video biraz uzun ama girişimci adayları için çok değerli bilgiler içeriyor. Eğlenceli tarafları da çok, ben özellikle “adamın o kadar parası var, biraz bana vermiyor” serzenişi kısmına çok güldüm.  Televidyon ekranında etohum’ un diğer videoları da girişimcilere ipuçları vermesi ve yol göstermesi açısından çok başarılı bir kaynak oluşturuyor, incelemeniz faydalı olacaktır.

  Bir sonraki yazımda ben de bir top XX listesi yayınlayacağım. Liste daha tamamlanmadı o bakımdan XX yazıyorum 🙂

2010 internet girişimcilerinin yılı olacak

   Bir önceki Kariyerde yunus hareketi yazımda duyurusunu yaptığım e-tohum kafe toplantısında yine daha önceki bir yazıma konu olan webrazzi blog kurucusu Arda Kutsal, katıldığı “NuBridge Venture Summit” toplantısındaki izlenimlerini, dünyanın önde gelen internet yatırımcılarının Türk internet dünyasına olan yoğun ilgilerini bizlerle paylaştı.

   Bu internet yatırımcıları ve toplantı ile ilgili, Türk internet girişimcilerinin yakından tanıdığı Cem Sertoğlu’nun detaylı bir blog yazısına linkten ulaşmanız mümkün. Bu yatırımcıların ortalama fon portföylerinin büyüklüğünü düşündüğünüzde (iki haneli milyar dolarlardan bahsediliyor) bu ilginin internet girişimcileri için ciddi bir potansiyeli de beraberinde getirdiğini söylemek sanırım yanlış olmaz.

   Arda Kutsal’ın anlattıklarına göre internet yatırımcılarının Türk internet girişimlerine oldukça fazla ilgi duymalarının iki temel sebebi var, bunları eminim daha önce de çeşitli kereler duymuş, bir yerlerde okumuşsunuzdur:

  1. 28 milyonu aşkın, çoğunluğu genç yaşlarda internet kullanıcısı (Türkiye’nin dünyada Facebook kullanımındaki 3. sırası bile tek başına birçok şeyi anlatıyor)
  2. Bu kullanıcıların internette geçirdikleri zaman

   Baktıkları ve aradıkları konular ise şöyle;

  1. Online ekonomi ne durumda?
  2. Geniş bant internet kullanımı ne seviyede? Altyapı nasıl?
  3. Ödeme sistemleri nasıl? Ne kadar yaygın? Mikro ödeme sistemleri-mobil ödeme sistemleri gelişmesi nasıl gidiyor?

   Aradıkları tüm soruların cevaplarına “pozitif” ya da “olumlu seyreden” gözüyle baktıklarından olsa gerek, yeni girişimler ile çok ilgileniyorlar. Bu konu ile ilgili bugün Marketing Türkiye’de yayınlanan Milliyet’te çıkan bir haber de var, daha fazla detaya ulaşmak için yazı  burada.

   Dün burada tweet olarak paylaştım (yine daha önce yazdığım Niş marketleri bulmak yazımda da bahsetmiştim) benim için en ilgi çekici noktalardan birisi de bu yatırımcıların niş e-ticaret sitelerine yoğun ilgi duyuyor olmalarıydı. Niş alanlar ciddi potansiyel barındırıyor ve 2010’da bu alanlarda yapılacak doğru hamleler herhangi bir yeni iş modelini kesinlikle diğerlerinden daha başarılı yapacak.

   Bu konuya yoğun bir şekilde odaklandığımdan mı, yoksa sevgili eşimin yürekten inandığı ve bazen çok şaşırtıcı olabilen o ”istediğin, aradığın, inandığın şeyi bir balona koy ve evrene gönder o seni bulacaktır” teorisi mi gerçek oluyor bilmem,  ama son günlerde 2010’un internet girişimcilerinin yılı olacağını destekleyen o kadar çok yazı okudum ki! Alın bir tanesi de burada.

   Peki ya siz ne düşünüyorsunuz? İnternet gelecek vaat eden, kaçırılmaması gereken bir hızlı fırsat treni mi yoksa çok yavaş ilerleyen, geleneksel yöntemler ile başa çıkamayacak eski model bir araba mı?