genel · kariyer

Konfor Alanı

Önce biraz teori: Wikipedia konfor alanı teorisini şöyle tanımlamış:

Bir kişinin konfor alanı kendisini risk içerisinde görmediği çevreler ve davranışlardan oluşur. Kişinin kişiliği kendi konfor alanı ile tanımlanabilir. Oldukça başarılı kişiler başarmak istediklerini elde edebilmek için rutin olarak konfor alanlarının dışına çıkabilirler. Bir konfor alanı kişinin kendi beyninde oluşturduğu ve uyguladığı sınırlardır. Bu sınırlar temelsiz bir güvenlik (güvende olma) hissi doğurur. Fizikteki atalet momenti gibi, hayatının belli bir döneminde kendine bir konfor alanı oluşturmuş kişi bu alanın içinde kalmaya çalışıp dışarıya çıkmayacaktır. Kişinin konfor alanından çıkabilmesi için, yeni ve farklı davranışları denemesi ve bu yeni çevrede bunlara karşı yeni ve farklı karşılıkları deneyimlemesi gerekir.”

Konfor alanı ile performans yönetimi ilişkisi de aynı tanımda belirtilmiş. Çok kısaca belirtmek gerekirse:

Konfor alanından ayrılmak kişinin endişe seviyesini, dolaylı olarak stresini artıran bir durum olmakla birlikte bu durum aynı zamanda belli bir seviye geçilmediği sürece (tehlike alanı) kişinin konsantrasyonu (odaklanması) üzerinde pozitif etkili olan bir değişiklik” olarak belirtilmiş.

Wikipedia örnek olarak sevmediği işinden ayrılmak istediği halde, daha önce bahsedilen, güvende olma hissi sebebiyle bunu yapmaktan korkan bir kişiyi göstermiş.

Konfor alanı ile ilgili İTÜ sözlükte beğendiğim başka bir tanımdan bazı alıntılar aşağıda:

Kişinin doğumundan itibaren içinde olduğu çevrenin de katkısı ile ve aldığı eğitimlerle de biriktirdiği, alışkanlıklarının oluşturduğu fizyolojik ve çoğu zaman psikolojik, görünmez, ama kişinin içinde bulunduğu alan.

 

Yıllık iznini hep aynı bölgede ve aynı otelde geçirmek, hep aynı sinema salonunda film izlemek, hep aynı restoranda hep aynı tür yemeği yemek…….konfor alanından çıkamamaktır.

Konfor alanından çıkmaya çalışmak, alanın dışına göz atmak veya alanın dışında bulunmak çoğu kişi için psikolojik bir ızdırap (derecesi kişiden kişiye değişir) olmaktadır. Bununla beraber konunun üzerine gidip ilk acılara katlanıldığında kişi şunu görür; bu acılar tıpkı bedensel egzersize yeni başlamış olanlardaki ilk 10 günlük kas ağrıları gibidir ve dayanıldığında geçer. Bu ise özgürlüğe bir adım daha atmaktır, konfor alanının genişletilmesidir…..

 

Konfor alanlarından çıkmayan kişiler kendi hayatlarının sınırlarını çizmekte ve kendi gümrüklerinin memurluklarını yapmaktadırlar. Konfor alanından dışarı doğru atılan her adım kişisel sınırları aşmaktır, ama fizyolojik ama psikolojik olsun özgürlüğe doğru atılan birer adımdır.”

Ve Ekşi Sözlükten beğendiğim bazı alıntılar:

Sosyal fobi ile ters, medeni cesaret ile doğru orantılıdır. Kişiden kişiye, zamana, mekana veya durumlara göre değişkenlik gösterebilir. Bu alanlar üzerinde çalışılıp geliştirilebilir. Tabiatıyla kimi insanin konfor alanı evinde çok geniş iken bir iş toplantısı esnasında sandalyenin çeperi ile sınırlı kalabilir. Diğer sınırları işgal etmeden, biraz dışına çıkılıp keşif turları atıldığında öğrenme denilen hadisenin daha kolay bir hale geldiği mevzuattır bu aynı zamanda.

Bu kadar teoriyi, içinde kendimden de çokça şeyler bulduğum için yazdım. Esasında bu yazımda amacım da bu teoriden yola çıkarak kendi konfor alanı deneyimimi paylaşmak. Ancak yukarıdaki tanımlarda (kısmen) eksik olan bir şey daha var bana göre.  Bence bu tanımlar gelişim için kişinin kendisinin konfor alanından bahsederken ilişkide bulunduğu kişilerinkinden yeterince bahsetmiyor. Oysaki kişi üzerinde başkalarının konfor alanının negatif yönde bir etkisi de söz konusu. Wikipedia’nın atalet momenti örneğindeki gibi kişiler kendi konfor alanlarını korumaya çalışırken bunu riske edecek her türlü değişikliğe, fikre ya da kişiye karşı durma, engellemeye çalışma refleksi geliştirebiliyorlar. İş hayatında bunun örneklerini her şirkette/kurumda görmek mümkün, zaten çokça duyuyoruz, okuyoruz özellikle şu günlerde.

Bundan yaklaşık 9 ay kadar önce kendi konfor alanımdan biraz kontrolsüz ancak gönüllü bir şekilde çıktım. Sahip olduğum, konfor alanımın çerçevesini oluşturan, birçok şeyi (iş, statü, para…) bir kenara koyma pahasına ve teoride bahsedilen sebeplerden birçoğunun etkisiyle.

Bu durumun sonuçları benim açımdan şöyle oldu:

  1. Kariyerimde ihtiyacım olan bir mola ve beraberinde gelen mental huzur: Artık tehlike alanına ulaşmış endişe ve beraberindeki stresin sonu.
  2. Bir süredir ihmal ettiğim ailem ile geçirilen daha kaliteli zaman. Oğlumun büyüme, öğrenme döneminde onunla geçirilen zamanlar: uzun kahvaltılar, oyunlar,  sohbetler..
  3. Neredeyse uyuşma noktasına gelmiş beynin yeniden düşünmeye, sorgulamaya, fikir üretmeye başlaması.
  4. Yanlışların gözden geçirilmesi, geçmiş ile yüzleşme.
  5. En çok üçüncü ve dördüncü sonuçların tetiklemesi sonucu ortaya çıkan bu blog.
  6. Daha önce çok az ya da limitli internet ve web sitesi altyapısı deneyiminin daha üst bir seviyeye gelişmesi (hoş bu durum eşimin son zamanlarda hoşlanmadığı bir durum oldu ya 🙂 )
  7. İlgi alanımdaki konularda daha önce ol(a)madığı kadar okuma, kendimi geliştirme ve yeni insanlarla tanışma fırsatını yakalama.
  8. Yeni ufukları, farklı hayatları, iş fırsatlarını görme ve dünyanın hayallerin yanında ne kadar küçük olduğunu bir kez daha, ancak bu sefer daha derinden anlama.

Sonuç olarak bu geçiş süreci sınırların dışında düşünmenin (out of the box thinking) yollarını açtığı için  benim açımdan birçok artıyı beraberinde getirdi. Üstelik artık 1-2 adım geriden ancak daha enerjik ve motive bir şekilde daha yeni bir geleceği şekillendirecek olmak, yeni çevrelerde, yeni insanlarla iletişim/ilişkide bulunacak olmak da heyecan verici.

Dolayısıyla artık bu heyecanı yepyeni bir şirkette kuruluşundan itibaren yaşama, yeni ve farklı bir iş ortamına ve şehre adaptasyon, daha önce deneyim kazanmadığım alanlarda çalışma sayesinde kişisel/profesyonel gelişim ve nihayetinde daha geniş konfor alanlarını oluşturma zamanı.

(Görsel, http://www.flickr.com/photos/davidcowie/3203085349/ adresinden alınmıştır.)

Bookmark and Share

girişimci · girişimcilik · internet girişimi

Yeni bir girişimde başarılı olmanın top 15 kuralı

Bir önceki yazımda duyurduğum benim kendi top listeme geçmeden önce paylaşmak istediğim bir blog yazısından bahsetmeliyim.

linked2leadership bloğunda yayınlanan yazı (İstediğinizin size gelmesini nasıl sağlarsınız?) ve bununla ilgili eklenen yukarda gördüğünüz görseldeki mıknatıs bana çok satan  “Secret – Rhonda Byrne” ı ve orada bahsedilen açık çeki hatırlattı:

                     

Kitap yalnızca bu çeke maddi ya da manevi ne istediğinizi yazıp, bunu size sürekli hatırlatacak göz önünde bir yere koymakla bile istediğinize giden yolların önünüzde açılabileceğini söylüyor. İsteğiniz üzerinde çalışmadan bu mümkün değil elbette ama işin bu sır yanını, ruhani ya da psikolojik yanını bir kenara bırakarak herhangi bir işte ya da yeni bir girişimde başarılı olmak için kendi inandığım reçetemi sizlerle paylaşmak istiyorum: Adına da isterseniz top 15 listesi diyelim:

  1. Dünyanın senin hayallerinin yanında küçücük olduğunu unutma. Dünyayı resimdeki gibi kendine çek, istediğini al.
  2. Ancak “SEN” istiyorsan başarabilirsin. Amacın, ne istediğin ve hedeflerin için doğru karar ver.
  3. Hemen şimdi başla. Harekete geç.
  4. Müşterinin neye ihtiyacı olduğunu iyi anla ve beklentinin üzerinde, farklı bir hizmet vereceğinden emin ol.
  5. Kendine güven ancak büyük rakiplerin karşısında hemen ezilmemek için hazırlıklı ol, bu durumu iyi planla.
  6. Gelişme potansiyeli olan ancak henüz keşfedilmemiş “niş” alanlara yönel.
  7. Bu alan sevdiğin, yapmaktan hoşlandığın bir alan olsun. Yaptığın işe tüm sevgini kat.
  8. İş ağını genişlet. Tek başına başarılı olmam imkansız değil ancak zor. Dünyada sana yardım edebilecek “n=aradığın kadar” kişi bulabilirsin.
  9. Sonuca odaklan. Zamanını iyi kullan.
  10. Etkinliğini, süreçlerin akışını ölç. Ölçmeden yönetemezsin.
  11. Sürekli geliştir, iyileştir; yenilikleri/farklılaşmayı kalıcı olarak uygulamadan test et.
  12. Pazarlama iletişim araçlarını etkin kullan. Sosyal medyanın gücünden mutlaka yararlan.
  13. Değişen müşteri ihtiyaçlarını iyi analiz et, sen de değiş. Dünya üzerinde yaşayan insanların her zaman daha iyisine, daha güzeline layık olduğunu unutma, işi mükemmelleştirmeye çalış.
  14. Büyük başarılar için kendine müşterinin gönlünde yer bulacak adımlar at.
  15. Kendi hayatın ile birlikte başkalarının hayatını da değiştir, paylaşmaya, yardımlaşmaya, dayanışmaya, yol göstermeye istekli ol.

Kendi oluşturduğum listem beni tatmin etse de, bu liste belki Isenberg’ in girişimcilik testinde bahsettiği gibi “daha iyi” bir liste olmayabilir. Eksik olan noktalar, yanlışlar, mutlaka ilave edilmesi gerekenler olabilir. Bunları da lütfen sizler ekleyin yorumlarınızla.

genel

Onların da hayalleri vardı mutlaka…

Hayalini kurduğu bir yaşamı maalesef artık yaşayamayacak olanlarımız da var. Yakın zamanda Bursa’da kömür ocağında hayallerini bırakanlar ile ilgili Yeşil Bilgi Platformu’nda Koç Bilgi Grubu Kurumsal İletişim Koordinatörü Banu Hanım çok güzel bir paylaşımda bulunmuş. Okumanızı öneririm.

Üzerinden biraz zaman geçti, hemen unuttuk ama bu yazı bana aynı şekilde Tokat’ta hain pusularda, kalleşçe, alçakça yaşama veda eden gencecik delikanlıları hatırlattı. Onların da hayalleri vardı mutlaka. Misal, aldığı 120 Lira asker maaşının 100 Lirasını fakir annesine gönderip yalnızca 20 Lira ile askerlik görevini yapan kardeşimizin bir gün bu fakirlikten hem kendisini hem annesini kurtarma hayali yok muydu acaba?

Haydi başka bir açıdan bakalım, kamu vicdanını bu kadar yaralayan, çok büyük bir çoğunluğun kalbini dağlayan, Zülfü Livaneli’nin o muhteşem “Yiğidim Aslanım” şarkısını her duyduğunda boğazına kocaman bir düğüm düğümlenip nefes alamayan anaları, babaları, kardeşleri, eşler ve sevgilileri bu denli büyük ölçüde üzen bu “profesyonel oyuncuların” hayallerine ulaşma olasılığı var mıdır?

Ya da bu oyun; asıl amacı artık anlaşılmayacak, görülemeyecek kadar “profesyonel” kompleks bir oyun mudur? Hayır değildir!