Azerbaycan’dan fotoğraflarım

Azerbaycan’da çektiğim amatör fotoğraflarımı flickr’da bir albümde toplamaya başladım. Buraları merak edenler, Azerbaycan’da çalışmayı düşünenler, seyahat etmeyi düşünenler için fikir vermesi açısından faydalı olabileceğini düşünüyorum. Ben gezdikçe albüm de büyüyecek 🙂

Fotoğraf albümüne şu adresten ulaşabilirsiniz.

http://www.flickr.com/photos/koray_bek/sets/72157626935262580/

RSS ile abone olup, ben fotoğraf ekledikçe  takip etmek isterseniz RSS okuyucu programınızda abonelik ekle bölümüne bu kısayolun bağlantı adresini sağ tuş ile kopyalayıp yapıştırmalısınız.

Reklamlar

Konfor alanı 2: Dost ve kardeş ülkedeyim

Artık Azerbaycan’dayım. Türk vatandaşları için “Biz iki devlet, tek milletiz” diyen eski devlet başkanı Haydar Aliyev’in sözlerini yürekten destekleyen Azeriler’in arasında.

Bundan tam bir yıl önce İzmir’de bir önceki işime başlamamı da buradan duyurmuştum.

Bir yılda ikinci işe başlıyor olmak kariyerim açısından pek de olumlu bir hareket olarak görülmese de özel sektörde bazen böyle şeyler olabiliyor, hiç istemediğin halde, ya da son derece sürpriz ve beklenmedik şekilde.

Şu yazıma esin kaynağı olduğu gibi; tek bir tane olumsuz geribildirim almadan, artık günümüzün kurumsal şirketlerinde rastlamayacağınız son derece eski ve etik olmayan bir şekilde işini kaybedebiliyorsun. Üstelik geleceğini düşünerek yasal mücadele yolundan çekiniyor olmak ayrı can yakıcı bir şey.

Ancak her işte hayır vardır misali, bu durum başka güzelliklere sebep olabiliyor.

Bunlar gibi;

  1. Ameliyatı sırasında eşinin yanında olmak (kendisini o denli işine kaptırmışken bunun nasıl olacağını kara kara düşünürken),
  2. Tek gerçeğin ailesi ve onlarla olan mutluluğu olduğunu anlamak,
  3. İş hayatında personel değişim oranının (turnover) kendi performansı ile de doğrudan ilgisi olduğunu önemsemeyen yöneticilere karşı bir B planı geliştirmenin gerekli olduğunu anlamak,
  4. Yeni bir ülkede yeni bir hayata başlamak, tekrar yeni zorlukların içerisinde konfor alanını daha da genişletmek,
  5. Artık sizlerin de bu yeni ülkede bir kontak kişisi olması.

Sizin için belki de en iyisi bu sonuncusu. Belki ziyaretimize gelirsiniz ya da belki bir sonraki Eurovision şarkı yarışmasını birlikte izleriz kim bilir? 🙂

Yeni mezunlara tavsiyeler: 11 yıl öncesinden cevap mektupları

Üniversiteden 1999 yılında mezun oldum. Mezun olduktan sonra, her yeni mezun gibi, sağa – sola, mesleğimle ya da eğitimimle ilgili/ilgisiz, belki de amaçsızca onlarca başvuru yapmışım. Şirketlerden gelen cevap mektuplarını da bir düşünce ile saklamışım. Eski bazı başka belgelerime ulaşmaya çalışırken arşivde tesadüfen karşıma çıktı. Aralarında ilginç bulduklarımı paylaşmak istiyorum.

Şirkete başvuru yapılmış ancak şirkette uygun boş pozisyon ya da kadro yok: Amaçsız başvuru, zaman kaybı.

Başvurunuzu data bankamıza alıyoruz, uygun bir pozisyon oluşması durumunda sizinle irtibata geçeceğiz: %90 yalan! (Oranda yanılıyorsun diyen beri gelsin!)

Başka bir adayı tercih ettik: Benim kişisel olarak en sevdiğim, firmaya olan saygımı daha da artıran, en net red cevabı.

Tam profesyonel red cevapları: Orta ve üst düzey yönetici “head hunting” firmaları bu konuda 11 yıl önce de bugünkü gibi oldukça uzmanlarmış.

En amatör bulduğum red cevapları: Mektupların yazım diline dikkat! Sayın ilgili,  bir sonraki dönem,  denk düşmeyen pozisyon!..

Şimdi iş başvurusu yapacak yeni mezun arkadaşlarıma naçizane tavsiyelerim:

1. Etkili bir özgeçmiş hazırlayın. Şu yazıya bir göz atmanızı öneririm.

2. Eğitiminize ve niteliklerinize uygun, çalışmaktan mutlu olacağınız alandaki işlere başvurun. İş ilanında spesifik olarak mezuniyet alanı belirtilmiş ve siz o alandan mezun değilseniz boşuna başvurup zaman kaybetmeyin, sinirlerinizi bozmayın!

3. Şirketin aday havuzu için açık genel başvuru ilanı yoksa boşuna başvurmayın. CV’niz okunmayacaktır bile. (Bu benim geçmiş deneyimime bakarak kendi kişisel yorumum, bu konuda bir iddiası olan İK profesyoneli varsa lütfen katkı yapsın)

4. Red cevabı almak moralinizi bozmasın. Onlarca, belki yüzlerce red cevabı alabilirsiniz. Bu sizin motivasyonunuzu bozmamalı. Üstadın şu yazısını mutlaka okuyun.

5. İnancınızı asla yitirmeyin, mücadeleden asla vazgeçmeyin.

Almış olduğum bu kadar red cevabına rağmen yıllar sonra bu yazıyı yazabiliyorsam bir bildiğim olmalı değil mi 🙂

Canım annem

Sevinin küçükler övünün büyükler

Bu blog geçen sene olduğu gibi bugün de bir çocuğa ait.

Konuk yazarımız Defne Çatıkkaş (7)  UNICEF yararına Roche tarafından düzenlenen ‘Geleceğin Yıldızı Sensin! Ne Olmak İstersin?” resim yarışmasına katıldığı resmini paylaşıyor.

Defne (7)

Tüm çocuklarımızın bayramı kutlu olsun.

Büyükler, sizler de çocukların bu coşkusunu, heyecanını, sevincini, enerjisini yerinde yaşamak için bayram alanlarına koşun. Bu sevincin içerisinde kendiniz için de mutluluk verici bir şeyler bulacaksınız 🙂